07 Aralık 2022 Çarşamba
Genç Öncüler

Etik ve Ahlâk Üzerine

Genç Öncüler Dergisi'nin Temmuz sayısında Senanur Yaşaroğlu, "Etik ve Ahlâk Üzerine" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Etik ve Ahlak Üzerine

Felsefenin irdelediği en temel kavramlardan etik ve ahlak. Üzerine söylenecek şeyden çok okunacak şey var belki ama dünya görüşümüz zemininde yorumlar yapmak da oldukça değerli. Bu iki kavram sadece akademik ya da entelektüel çevrelerce tartışılıyor değil, günlük yaşamımızda da pek çok kez duyabileceğimiz kadar bizimleler “Bu yaptığın etik mi?” ya da “Bence hiç ahlaklı bir davranış değildi.” cümlelerini kaç kere kurduğumuzu ve duyduğumuzu düşünelim. İnsanların davranışlarını belli süzgeçlerden geçirme ve değerlendirmeyi ifade eden sonuç cümleleri bunlar. Peki hangi durumlarda hangi süzgeci kullanmayı tercih ederiz?

Etik olan her şey aynı zamanda ahlaka uygun mudur? Bu ikisi birbirinin yerine kullanılabilir kavramlar mıdır? Ahlak, kendi kültür medeniyetimizden bize daha tanıdıkken etik daha dar bir çerçevede bazı kodları bize ifade eder. Kıyas üzerinden gitmeden konunun daha da temel kavramlarına inelim. İyi ve kötü nedir? Erdem ve vicdan nedir? Değerli olanın değeri nereden gelir?

Kimilerine göre iyi olan insana haz veren şey iken kimilerine göre fayda sağlayan şeydir. Bir anlayışa göre her şeyin olduğu gibi iyi ve kötünün de ölçüsü insandır. Burada aklımıza şu soru geliyor: insanlık bu ölçüyü koyarken bir konsensusa varabilir mi? Kolektif iletişim sonucu canlılarda oluşan empati, ortak iyiyi meydana getirebilir mi? Ya da ahlak, kolektif hafıza sonucu bizlere zaten aktarılmış mıdır? Bu soruların cevabı belki birkaç yüzyıl önce farklı verilebilirdi. Günümüzde ise gelmiş geçmiş tüm uygarlıklarda ahlak dışı, kötü olarak bilinen pratikler ile ahlaki ve iyi olarak bilinenlerin arasındaki çizgilerin silikleştiğini görüyoruz. İnsanlık olarak ortak iyilerimiz ve ortak kötülerimizin sınırları oldukça flulaşmış durumda.

Amacım konuyu pesimist bir yaklaşımla çözümsüzlüğe itmek değil, aksine bizde zaten cevabı olan soruları sorarak özgüvenimizi tazelemek. Gazzali’nin İhya’sında ahlaka dair açıklamaları temelde kalp, sonrasında ruh, nefs ve akıl cepheleri üzerinden okumak biz Müslümanlar için oldukça verimli;

“Kalp; pek çok kapısı olup bu kapılardan içeriye haller dökülen bir kubbe, her taraftan oklar atılan bir hedef, çeşitli şekil ve suretleri içine alan bir ayna ve muhtelif kanallardan içine su akan bir havuz gibidir. Çeşitli hallerin kalbe tesiri ya duyu organları vasıtasıyla dış kuvvetler ya da insanın fıtratından meydana gelen ahlâk, gazap, şehvet ve hayal gibi iç kuvvetler yoluyla olmaktadır. Örneğin, insan duyu organlarıyla bir şey algıladığında kalbinde bir eser hâsıl olur; bunun gibi mizaçtaki kuvvet sebebiyle insanın şehveti heyecana geldiğinde bu durum kalbine tesir eder; böylece kalp daima müteessir olmakta ve değişmektedir.”

Kalplerin evrilip çevrildiğini, hele bu dönemde kalplerimizi temiz ve sağlam tutmanın ne kadar zor olduğunu bildiğimiz halde nedir bizim dayanağımız? Ahlaki olan, iyi olan, değerli olan şudur dediklerimizi neye göre temellendireceğiz? Mutlak, şaşmaz ölçümüz, baz aldığımız orijin nedir? Tabii ki güzeli Güzel Olan’a, iyiyi Mutlak İyi’ye dayandıracağız.

Tün insanlık olarak üzerine mutabık olabileceğimiz erdemlere ve değerlere olan inancımız, her birimizde tezahürü olan mutlak güzellikle açıklanabilir. O’nda olan iyidir, bizdeki yansımaları da bizi iyi insanlar yapar. Adaletsizliği kötü yapan şey El-Adl olan tarafından yaratılmış olmamızdır. Affediciliği iyi yapan şey El- Afuvv’un kulları oluşumuzdur. O’nun esması bize şaşmaz bir ölçü sunmaktadır. İnançlı olsun olmasın her insan cömertliği cimriliğin üstünde tutuyorsa bu bizim ortak kararımız olmasından öte kodlarımızda bulunmasındandır. Rezzak ve Kerim olan Allah’ın yarattıkları da cömertliği, değerli sayar. Biçimi ve mahiyetinde birlik olamasa da zulmün karşısında olduğu iddiasındadır her insan. Er-Rauf olanın merhametinin yansımasıdır bu iddia.

Yukarıda geçen örnekler arttırılabileceği gibi zıtlarının mevcut olduğu da bir gerçek. Her değerin yerle bir edilmesi gerektiğini savunanların arttığı, homoseksüellik, zoofili, pedofili ve ensest gibi gündemleri normalleştirme çabalarının trend olduğu bu yıllarda insanlığın kodlarının çözümlenmesi ajandasını görmezden gelemeyiz. Her alandaki etik ilkeleri kendi müktesebatımız doğrultusunda güçlendirmek, ahlakımızı korumak için O’nun ahlakıyla ahlaklanmak, toplumumuzun vicdanını temiz tutmak adına ortak iyileri arttırmak ve ortak kötülükleri azaltmak vazifelerini yerine getirmek için çabalamak gelecek nesle olan en büyük borcumuz.

Sahabenin “Sizin üzerinize öyle bir zaman gelecek ki o vakit siz, iyilikleri emretmeyen ve kötülükleri yasaklamayan kimselerin en iyi kişiler olduğunu düşünürsünüz.” sözüyle işaret ettiği zamanlar gelmeden Hakk’ı ayakta tutmak için emek edenlerden olabilmek duasıyla…

 

                                                              Senanur YAŞAROĞLU