Yeni Yılın Hatırlattıkları

YENİ YILIN HATIRLATTIKLARI

Yaklaşan yılbaşı ile bir yıla daha veda etmeye hazırlanıyoruz. Üzüldüğümüz, dertlendiğimiz, unuttuğumuz ve sevindiğimiz pekçok olayla birlikte kendimizi yeniden tanımlıyor, imtihanlarla dolu ömrümüzün bir sayfasını daha  dolduruyoruz.

Geçen bir yılın sonunda ve gelecek bir yılın başında yani yılbaşı dediğimiz şu noktada duralım ve son günlerle birlikte tekrar gündemimize giren yılbaşını değerlendirmeye çalışalım. Yılbaşı nedir? Toplumumuz için ne ifade etmektedir?

Duruma islam inanç ve değerler sistemi açısından baktığımızda 100-150 yıl kadar öncesinde böyle bir kutlamaya rastlamıyoruz. Kutlanmaya başladığı dönemler ise Osmanlı’nın batıdan gelen meşrutiyet, gayrimüslim hakları, kılık kıyafet düzenlemeleri, askeri yenilikler...vb konuları tartıştığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemi Osmanlı’nın bir şeylerin ters gittiğini anladığı ve batılılaşma yolu ile kendisine çözümler aradığı bir dönem olarak nitelendirebiliriz. Yani geçmişten getirilen anlayışın hararetli biçimde sorgulandığı ve yeniden şekillenen dünya içerisinde kendini konumlandırmaya çalışan aydınlar zümresinin çare olarak batılılaşmayı (batı gibi olmayı) düşündükleri  bir dönem.

Kısaca yılbaşı bu buhran döneminin “tek”  sığınılacak limanı olarak seçtiğimiz batılılaşmanın bir sonucu olarak hayatımıza girmiş “ithal” olgulardan biridir. Kendisi gibi ritüelleri ve kutlamaları da ithaldir.

Noel babanın kim olduğunu, neden çocuklara hediye dağıttığını, kesilen çam ağaçlarının neden süslendiğini, neden hindi eti yendiğini, yoğun alkol tüketimi eşliğinde çılgınca kutlamaları... vs. bizim değerler sistemimizle izah etmemizin imkanı yoktur. Yani bizde hiçbir karşılığı yoktur. Toplum yapımıza uzaktır, yabancıdır.

Ancak çevremize baktığımızda günler öncesinden başlatılan yılbaşı hazırlıklar, yapılan rezervasyonlar, yılbaşı indirimleri ve kampanyalar, içkili mekanların olağanüstü hareketliliği, çılgınca eğlenceler, en yüksek ikramiyeli piyango çekilişleri ve televizyonlardaki yılbaşına özel eğlence programları... Adeta bu etkinliklerle diğer günlerden farklı, önemsenilmesi ve dikkate alınması gereken, toplumun,  tarihinin derinliklerinden süzerek günümüze getirdiği tüm bayram ve özel günlerin yanında  alternatif olarak bir “yılbaşı” figürü  oluşturulmaya çalışıldığı görülüyor. Peki bu durum nasıl açıklanabilir?

Yaşananlara baktığımızda olan biten her şeyin tüketim, modernizm, kapitalizm üçlüsü arasında döndüğünü görüyoruz. Kendi asil geçmişini modernleşme, batılılaşma adına terk eden, oluşan boşluğu batılı insan gibi tüketerek dolduran ve ardından kapitalizmin ağında sömürgeleşen insanlar üretme stratejisinin bir ayağını oluşturmaktadır yılbaşı. Ülkemizde seçkin bir kesimin üstlendiği ve devlet bürokrasisinin tam destek verdiği her alanda süren modernleşme  çalışmaların somut örnekliğidir

Yılbaşı kutlamaları ve bu çerçevede gelişen etkinlikler batının dünyaya ve zamana bakışını açık bir şekilde özetlemektedir. Yılbaşı batıda, zamana karşı sorumluluk bilincinden yoksun, haz ve anlık tatmin peşinde koşan, mutluluğunu çok tüketimde arayan bir anlayışın göstergesidir. İnsan özgürlüğü ve mutluluğu adına vurguların ön plana çıkarıldığı, gerçekte insanın, insani değerlerin önemsizleştirilerek hazzın ve maddenin kutsandığı, insanın sadece figüran olarak yer aldığı bir oyunun sahnelenmesi gibidir. Yılbaşı sabahı uyandığında geçirdiği bir gecelik eğlencenin faturasının ağırlığını bir sene taşımak zorunda kalan insanlar bunun en güzel örneğidir.

İslam zamana, insana emanet edilen bir hazine gözüyle bakmaktadır. İnsanı ondan sorumlu tutarak nerede ve nasıl harcadığı ile hesaba çekileceğini ifade etmektedir. Zamanın, insan ile kovulduğu cennet arasına bir perde olarak koyulduğunu belirterek hayırla geçen ömrün(zamanın) ona dönüşün tek kapısı olduğunu bildirmektedir. İnsanın kendini tekrar ispatı için verilen bir şans acaba ne kadar eğlence ile geçirilebilir, onun geçişi ile ne kadar mutlu olunabilir? Veya geçişi çılgınca kutlamaların, başıboş eğlencelerin mi, yoksa samimi bir muhasebenin mi sebebi olmalıdır? Olması gereken durumu “Kendini hesaba çekip bugün Allah rızası için ne yaptın?” diyebilen Hz. Ömer ve müminler ortaya koymaktadır.

Kısaca sorulması gereken soru yeni bir yıl ile yeni bir umuda mı yoksa insanlığa biçilen yazgıya mı merhaba diyeceğiz?