casino maxi

Ürdün Mektupları / 1

Kültür-Sanat Şub 07, 2016 0 Yorum

amman

 

Mustafa Fatih Yavuz

@fthyvz7

Son 1 aydır Ürdün’ün başkenti Amman’dayım. Amman Ürdün’ün orta ve üst sınıfının yaşadığı bir şehir. Ödüllü bir havaalanına sahip. Gelir gelmez çöl arasanız bile gördüğünüz çoğunlukla ‘’modern’’  bir şehir oluyor. Taksiler oldukça ucuz. İstanbul’da aylık akbile alışmış bir nesil için bulunmaz nimet. Taksiler yaklaşık 25 kuruştan açılıyor. Tabii burada 1 Ürdün Dinarı’nın 4 Türk Lirasından fazla olduğunu hatırlatmak gerek. Taksicilerin çoğunluğu Filistinli…

Ürdün’de Türkiye’den gelenler çok seviliyor. İki isim duyuyorsunuz. ‘’Erdogan’’ ve Murat Alemdar… Arapçada ‘’p’’ harfi olmadığı için sanırım Polat, Murat olarak çevrilmiş. Türk dizileri bazı açılardan maalesef denebilecek seviyede seviliyor. Çünkü izlenen diziler çoğunlukla ‘’bizi’’ anlatabilecek diziler değil. Bu açıdan, 1, ‘’Celebrity Diplomacy’’ denilen yani ünlü şahıslar üzerinden yürütülen diplomasiyi iyi kullanacak zihinler üretilmeli sonucuna varıyorsunuz. Geleneksel diplomasinin sınırlarını çoktan aşmış olan Amerika’da celebrity diplomacy üzerine yazılmış güzel kitaplar bulabilirsiniz. Örneğin, 1915 olayları konuşulurken Amerika’nın elinde ‘’Kim Kardashian’’ gibi bir silah olduğunu düşünün. Bu gibi şahıslar milyonları etkileyebiliyor. Yahut System of a Down (SOD) adlı Ermeni-Amerikan müzik grubu gibi gruplar…2, Türkiye’nin en azından ürettiği dizilerin içeriklerini stratejik olarak düzenleyip Ortadoğu pazarına daha yoğun sunması gerek. Umarım ki TRT ileriki dönemlerde ürettiği dizileri yoğun bir şekilde pazara sokacaktır.

Amman’da gerçek Ürdün’lü bulmak çok zor. Gerçi gerçek Ürdün diye bir şey yok. Kendilerine Haşimi Krallığı diyen, Peygamber efendimizin soyundan geldiklerini söyleyen bir krallık. Kimsenin dillendirmediği ama laf arasında itiraf ettikleri bir gerçek var: Burayı da İngilizler yönetiyor… Tahtta olan kralın anneside İngiliz. Türkiye pasaportumuz olduğu için rahatça konuşabiliyorsunuz bu konuları burada. Ancak, bir Gazzelinin, şakasına dahi olsa ‘’Eş-şaab yurid ıskat’en-nizam’’ (İnsanlar rejimi devirmek istiyor) sloganını dillendirdiğim zaman ‘’ Senin Türk pasaportun var ben Gazzeliyim böyle şakalar yapma’’ dediğine şahit oluyorsunuz. Diğer krallıklar gibi muhaberat ülkesi olduğunu iddia ediyorlar. Bir arkadaşımın 7 milyon insanın 6 milyonu muhaberattır Ürdün’de dediğini biliyorum. Kim bilir kaç ajanla muhabbet ettik…

Ürdün’de gözlemlenebilecek en önemli husus ise Asya’lı ve Mısır’dan göçen Müslümanlar. Burada binaların günlük ihtiyaçlarını ve güvenliklerini sağlamak için genellikle Mısır’lı Müslümanlar tercih ediliyor. Kaldığım binanın görevlisi, ailesi ile birlikte görebildiğim kadarı ile hemen hemen bir göz odada yaşıyorlar. Endonezya gibi Asya ülkelerinden göçenler ise çoğunlukla kadın Müslümanlar. Burada kazandıkları paraları ailesine gönderip geçimlerini sağlıyorlar. Burada da evin hizmetlisi oluyorlar. Ürdün’de basına yansıyan olaylardan birisi, bir kadın hizmetlinin- muhtemelen Asya’lı bir Müslüman- evin ya da iş yerinin sahibi adam tarafından dövülmesi… Çok fazla yankı bulmasa da adamın yakalanıp hapse atıldığı söyleniyor. Ürdün insan kaçakçılığı konusunda çeşitli anlaşmaların tarafı. Derinlemesine araştırmamakla beraber, bu konuya dair kötünün iyisi denebilir. Maalesef bu durum körfez ülkelerinin bilinen bir gerçeği. Buralarda bu tarz işleri-ev temizliği vs, bir Ürdünlünün, Suudi Arabistan’da da bir Suudinin yapması, ‘’olacak iş değil’’.

Filistin ve Erdoğan

Yukarıda da söylediğim gibi şu ana kadar Ürdün’de bir Filistinli’nin ağzından Erdoğan’a dair duyduğun en kötü söz, onu %90 oranında doğru buluyorum oldu… Erdoğan’a karşı duyulan sevginin gerekçeleri de ‘’düzgün bir Müslüman, Filistin davasına destek veriyor’’ şeklinde… Tayyip Erdoğan’ın Kur’an tilavetini, Ürdün’de Filistinlilerle birlikte dinleyebiliyorsunuz… Filistinlilerin Türkiye ile olan bağlantılarını anlayabilmek için onlara başbakanın adını sordum. Henüz bilen olmadı. Şurası çok net ki Araplar için önemli olan sadece liderlik için alınan pozisyon… Demokrasi ise çok farklı bağlamlarda ele alınıyor. Siyaset bilimi okuyan Filistinli arkadaşımla yaptığımız konuşmada demokrasiye olan bakışı belki alternatifsizlik belki de Türkiye’de olduğu gibi sadece amaca ulaşmak için bir enstrüman. Henüz konuya dair ‘’biz demokrasi istiyoruz’’ diyen olmadı.

İran’a bakışları da özellikle sormak istediğim bir konuydu… Hizbullah’ın İsrail ile girmiş olduğu mücadele, Hamaney’in ‘’İsrail yok olacak’’ şeklinde çıkışları, Hamas’a verdiği destek, İran’ı Arap dünyasında lider konumuna getiriyor mu diye merak edip sordum. Gördüm ki insanlar İran’ın konuya nasıl yaklaştığını çözmüş durumda… Mevcut Suriye politikası ve emperyalist yaklaşımları Filistinliler arasında negatif bir karşılık bulmuş.

Türkiye’nin İsrail ile olan ilişkisinde ki krizi çözmek ve Mavi Marmara şehitleri için özür, tazminat ve Gazze’deki ablukanın kaldırılması için görüştükleri ve çerçeve anlaşmasına vardıkları haberinin İsrail medyası tarafından servis edilmesinin yankılarını yakalamaya ve bu konunun Erdoğan’a bakışı değiştirir mi sorusunun cevabını bulmaya çalıştım. Filistin’li aktivist arkadaşlardan bazılarının olumsuz yaklaşması bazılarının ise konuya Türkiye’de yaşayan, Filistin ve değer hassasiyeti olan insanlardan daha olgun yaklaştığını gördüm. Memleketini hiç görmemiş bir Filistinli gencin Erdoğan’a, bu haberin servis edildikten sonraki olgun yaklaşımı ile, Türkiye’de twitter’dan yorum kasan, gömleği çıkarmamış arkadaşın ergen yorumu arasındaki farkı da gözlemlemiş oldum. He bu arada Türkiye halkı ile İsrail halkı da dost değildir !

Osmanlı izleri ise silinmiş denemez… Filistin’li bir arkadaşımın Osmanlı lirasının replikası dahi olsa hediye etmesi bunun küçük de olsa kanıtı… Ya da bir kafede çalışan Mısır’lının ben Osmanlı’yı çok seviyorum, sizi çok seviyorum sözlerini duyuyorsunuz… Sultan Abdülhamid’in toprak taleb eden Siyonistlere verdiği cevabı aralarında tartışırken ‘’ortaklığınızı’’ anlıyorsunuz…

Ekmek, Onur ve Türkiye

Türkiye’den beklenenleri Mısır’lı ve Filistin’li arkadaşlarının ağzından çıkan sözleri duyunca daha iyi idrak ediyorsunuz. Bu adamın 2 derdi var. 1, ekmeğini kazanacak, 2 onurunu… Mısır’lı ekmeğinden, Filistin’li onurundan olmuş özetle… Gerçi her ikisinin derdi de ortak. Ancak, ekmek ve onur derdi olan insanın gözünden Türkiye’yi okuyunca, malum ‘’adalet zehirlenmesi’’ geçiren arkadaşlara ‘’çok kızıyorsunuz’’. Adalet ve düzensizlik yerine, adaletsizlik ve düzeni yeğlerim demiş Goethe… En kötü barış bile en haklı savaştan daha iyidir demiş Erasmus… Bence tam da bu ikisini konuşuyoruz bugün burada ve Türkiye’de… Suriye’de barış mı adalet mi? Filistin’de barış mı adalet mi? Dinamik gibi gözüken ama kuru tartışmalar.  Adalet zehirlenmesi geçiren, adil olacağız diye zalim ile taraf olan değerli ağabeylerimize mesajımdır. Buradaki ekmek ve onur derdi olan zalim ile yüz yüze gelmiş insanlardan Türkiye’ye ve Erdoğan’a bakışlarını görünüz… Ürdün’de bir Filistinliye, Erdoğan için ‘’Seni Başkan Yaptırmayacağız’’ dediğin zaman acaba onun gözünde kiminle beraber oluyorsun düşününüz.

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder