Tüketim Kültürü ve Tükenen İnsan

TÜKETİM KÜLTÜRÜ ve TÜKENEN İNSAN

Günümüz modern dünyasında insan gitgide daha modernleşen ve daha da bireyselleşen bir varlık haline geldi. Son yıllarda artan tüketim çılgınlığıyla beraber insan evinin odasında dört duvar arasında kalmış durumda. Artık ailesinden eşinden dostundan daha çok telefonuyla ve laptopuyla vakit geçirmekte. Tüketim kültürü insanları daha da doyumsuz tatminsiz ve mutsuz yapmakta, çünkü insanlar tüketim çılgınlığının rüzgarına öylesine kapılıyorlar ki bir zaman sonra yetişmeyecek kadar yorgun, bırakamayacak kadar bağımlı, yiyemeyecek kadar hasta durumuna düşüyorlar.

Her gün tüketip attığımız onlarca ürünün bedelinin sadece bu ürüne verdiğimiz bir miktar para olmadığını anlamalıyız.  Evet bir şeyi satın alıp işimiz bittikten sonra atınca aslında tüketip attığımız şey sadece bu ürün değildir. Onun üretilmesi ve satışa sunulması sürecine dahil olan her şeydir. Örneğin bu kadar çok ve hızlı tüketimi karşılamak için dünyanın bizim bilmediğimiz yerlerinde karın tokluğuna sağlıksız koşullarda çok uzun saatler boyunca çalıştırıldığının, daha hızlı yetişsin de bir an önce yenilsin diye hayvanlara ve bitkilere yapılan genetik müdahalelerin ve doğaya ne kadar zarar verdiğimizin farkında mıyız ?

Dünyanın doğal kaynaklar üzerine bir araştırma yapan bilim adamları başta batılılar olmak üzere bütün ülkelere bu tüketim çılgınlığına son vermeleri çağrısında bulunuyor ve uyarıyor: Aksi takdirde 2050 yılına geldiğimizde yaşayabilmek için dünya gibi iki gezegene daha ihtiyacımız olacak. Araştırmalara göre son otuz yılda dünya üzerindeki doğal kaynakların üçte biri insanlar tarafından tüketildi. Denizlerdeki balıklar, atmosferdeki karbondioksidi yok eden ormanlar ve temiz su kaynakları hızla tüketiliyor. Raporun bulgularına göre, 350 memeli, kuş, balık ve sürüngen türü de soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya.

Uzmanlar doğal kaynakların bu kadar hızlı tüketilmesinin en önemli sebebinin batılı ülkelerdeki yüksek tüketim oranları olduğunu belirtiyor. Rapora göre ortalama bir ABD vatandaşı bir İngiliz’in iki katı, bir Afrikalı’nın ise yirmi dört katı kadar doğal kaynak tüketiyor.

Aslında tüketim toplumundaki bir üretici-tüketici ilişkisini ve tüketicinin metaya olan bağımlılığını aslında bu fıkra çok iyi açıklar.

Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur, burada her şey satılmaktadır.

İlk günün sonunda patron sorar :

-Evet bugün kaç kişiye satış yaptın ?

-Bir!

-Ne bir mi? Diğerleri 20-30 satış yaptılar, nasıl bir? Kaç lira tuttu peki?

-320.334 lira.

Patron epey şaşırır ve sorar: 

-Nasıl becerdin bunu?

-Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım. Adama nerede balık tutucağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indikve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince son model 4x4 bir jeep sattım.