casino maxi

Siz Hangi Alemdesiniz?

Fatih Razi Sosyal Medya 22 Şubat 2017 0 Yorum

Sosyal medya + Sanal alem = Müslümanlar!

“Elinde bir silah ile karşıdan gelen bir insan görseniz herhalde ona karşı hüsnü-zan etmezsiniz. Ya da aman ne hali varsa görsün diyebilir misiniz? Diyelim ki ne hali varsa görsün dediniz ve geçip gittiniz. Peki ya hedef siz seniz, o zaman ne yaparsınız?“

 Günümüzün beklide en büyük sorununu kaleme almak hiçte kolay olmadı, sosyal medyanın galebe çaldığı dünyada insanlar birbirleriyle sevgi bağı kurmaksızın kişileri, kurumları daha da özelde gazeteleri, dergileri, dizileri, programları, aktörleri, başrolleri örnek alarak hayatlarına yön verdikleri bir zaman diliminde yaşamaktayız. Sanal alemde mücahit olan gerçek hayatta namaz kılmaktan aciz bir toplum, bir nesil inşa edilmekte. Sorumsuz, bireyselleşmiş fertler ve aileler nereye gittiklerinin ya da hangi bataklıkta olduklarının farkında bile değiller, kim bilir belki de durumlarından memnunlar!

Evet görüldüğü gibi sorun büyük ve çıkmaza doğru gitmekte! Sanmayın ki bu yazı meseleyi çözecek; bende ki sadece bir sesleniş, bir feryat, bir haykırış beklide kimilerine göre saçmalık…

Benim derdim yarın mahşer gününde kötülüklere karşı ne yaptın? sorusuna cevap verebilmektir. Yoksa kurumları, kişileri eleştirmek değil maksadım; karınca misali büyük yangınları söndürmek için taşıdığım sadece minik bir su damlasıdır ve gelen sorulara yanıt olarak hiç yoktan safım bellidir diyebilmemdir. 

-Bakın kişilerin veya kurumların getirdiği haberlere karşı yüce Allah(c.c) biz inananları nasıl uyarıyor; “Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haberle gelirse onu “etraflıca araştırın.” Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.”(Hucurat/6)

-Şimdi gelin sosyal ve sanal olarak medyanın “Toplumları, Müslümanları ve özelde Genç Müslümanları” ne hale getirdiğini hep birlikte inceleyelim;

"Medyanın “Toplumlar” üzerindeki etkileri"  

Modern hayatın çirkin tuzaklarından biri hatta en büyüğü olan “medya” insanların zihinlerine, evlerine, ceplerine, işlerine, kısacası hayatlarının her alanına hükmedip onları istediği gibi yöneten veyahut esir alan bir kurum olmuş durumda. İyi bir hayat sürmek için gece gündüz çalışan insanlar, hayatlarını medya ile güzelleştiğini veya daha da iyi hale geldiğini sanmaktadırlar. Televizyon kanallarının başından ayrılmayan, reklamları kaçırmayan, bir kanaldan başka bir kanala geçmeyi ne kadar da çok kanlımız var dercesine yüzleri gülen bu insanlar aslında olayların yansıtıldığı, sansürlendiği kadarını görmektedirler. Hiçbir insan izlediği bir diziyi, reklamı, programları vb. şeylerin perde arkasını araştırmak gibi bir şey düşünmezler. Düşündükleri şeyler; tatil, para, gelecek, ev, araba hatta ulaşamayacağı şeylerin hayalleri…

Zamanlarını “ye, iç, yat” mantığıyla devam ettirip. Bedenleri tok, ruhları aç bir şekilde modern hayatın kölesi olmaya devam ederler ve herkes boyunlarındaki kölelik zincirlerini birer takı aleti sanırlar. Hal böyle olunca onları bu durumdan kurtarmak çok zordur.

Evet aslında bakıldığında insanları bilgilendirmek güzel bir davranıştır. Fakat doğru ve sansürsüz bir bilgi ile bilgilendirmek şartıyla! Maalesef şuan ki medya da böyle bir şey mümkün değil, verdikleri haberler, izlettikleri reklamlar, dayattıkları diziler ve filimler vb. şeylerin hemen hepsinde yalan, dolan ve gereksiz bir bilgi kirliliği görülmektedir. Biraz düşünmeye aklımızı kullanmaya zaman ayırmamız gerekmez mi?

"Medyanın “Müslümanlar” üzerindeki etkileri"

 İslam dini hız kesmeden büyüyen ve milyarların inandığı bir din olmuş durumda, hal böyle olunca bu dinin hem dostları, hem de düşmanları olacaktır. Bu düşmanlıkta bir somut düşmanlık bir de soyut düşmanlık baş göstermektedir ve bana göre, sanal alem ve sosyal medya en büyük soyut düşmanlardır ve unutmayalım ki, soyut düşmandan daha tehlikeli bir düşman yoktur! Yaptığı tek şey insanlara sürekli vesvese vermektir. Tıpkı Şeytan gibi!

 Yıllardır Müslümanlar; sosyal medyadan uzak kalmaya çalıştılar. Hamd olsun pek azı hariç bu sınavı geçtiler. Fakat 1990’dan sonra yavaş yavaş Müslümanlarda bu sosyal medyanın örümcek ağına takılmaktan kendilerini alı koyamadılar. Müslümanların kurduğu kanallarla medyanın örümcek ağı sinsice onları pasifleştirdi ve beraberinde taviz üstüne tavizleri getirdi ve yeni nesil bundan bir hayli etkilendi hatta etkilenmekle kalmayıp bu tarz yerlerde başrol aldılar! Daha da ilerisi medya patronları bizden hamd olsun demeye kadar ilerledi. Durum vahim, durum çıkmaza doğru gitmekte. Biraz düşünmeye aklımızı kullanmaya zaman ayırmamız gerekmez mi?

"Medyanın “Genç Müslümanlar” üzerindeki etkileri"  

 Aslında bakıldığında gençler “sosyal medya” üzerinden(dergiler, gazeteler, programlar, diziler) değil de daha çok “sanal alem” diye dillerde dolaşan online sitelerden(facebook, twitter) sanal bir hayat yaşamaktalar, tabi buna yaşamak denirse. O kafe benim bu kafe senin diye gezip duran maalesef bu ümmetin kayıp çocuklarıdır! Dünyanın gerçek yüzünü görmek istemeyip sanal alemde fink atan, devlet yıkıp devlet kuran, birbirlerini tekfir eden, dünyayı kurtarıp ta kendilerini kurtaramayan, “soyut genç Müslümanlarla” karşı karşıyayız. Tabi buna Müslümanlık denirse!  

 Sanal alemdeki mücadele aşklarının %10’nunu gerçek hayata aktarsalar kim bilir beklide şuan ahlaklı, mücadeleci bir ümmet olacağız. Fakat kimse elini taşın altına koymak istemiyor. Hatta artık sanal alem üzerinden eylemler yapılırsa hiç şaşmam; çünkü farkında olmadan Allahın rahmeti üzerimizden gidiyor.  

Gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmedi mi?

Şeyh Ahmed Yasin’in dediği gibi “ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum” sözünde ki gerçeklik bu olsa gerek.  

Sanal alemin Müslümanlar üzerindeki etkisi gerçekten bir hayli fazla biraz elimizi vicdanımıza koyup; “Neye, Neden, Niçin ve Ne kadar” zaman ayırdığımızı tekrar gözden geçirelim. Yoksa bu gidişle gelecek nesil için sadece kötü örneklikten başkası olamayız. Şehid Seyyid Kutub’un dediği gibi “öncü Kuran nesline doğru” adımlarımızı atmalıyız. Eğer adımlarımızı bu yolda atmazsak yarın mahşer gününde hesabımız pek çetin olacağa benziyor.

-Bende bir genç Müslüman olarak bu bataklığının içinde yaşayan biriyim, belki bu sanal aleme az zaman ayıranlardanım. Fakat ben bu durumdan gerçekten şikayetçiyim. İstedim ki önce kendimi uyarıp sonra genç kardeşlerime bir şeyleri hatırlatıp beraber el ele verip bu kötü alışkanlıklarımızdan biran önce vazgeçip hayatımızı yüce kitabımız olan “Kur’an-ı Kerim” ile yaşayalım. Gelin hep birlikte “Öncü Kuran Neslini” yeniden harekete geçirelim.

-Evet mesele uzun mesele çıkmaz sokakta, fakat ne yaptığını bilen imanlı nice az topluluk bu durumu, bu yangını, bu felaketi Allah(c.c)’ın yardımıyla yok edecektir. Yapmamız gereken “imanımızı, teslimiyetimizi, samimiyetimizi, mücadelemizi” biraz daha gerçek hayata göre yapmak.

-Son olarak kızıl dereli bir kabilede yaşanan hikayeyi anlatıp yazımı bitirmek istiyorum;  Kızıl derelilerin adeti olsa gerek her çadırın önüne bir köpek bağlarlarmış. Fakat o çadırların yani o köyün reisi olan kişinin çadırının önünde iki tane köpek bağlanmıştır. Bir gün Reis’in torunu şu soruyu sorar; dedecim diğer çadırların önünde birer köpek bağlıyken senin çadırının önünde neden iki tane köpek bağlı ve neden birinin rengi siyah, birinin rengi beyaz? diye sorar.  

Reis bu soru karşısında torununun başını sıvazlar ve başlar anlatmaya; bak çocuğum der, iki köpeği bağlamamın sebebi aslında bana iki ayrı şeyleri hatırlatmalarından kaynaklanıyor. Örneğin bu siyah köpek temsili olarak bana “kötülüğü” hatırlatır. Diğer beyaz köpek ise “iyiliği” der ve susar.

Torunu yine soru sorar; peki dede der bunlar hep kavga ediyorlar bunun nedeni nedir?  

Dede cevap verir; bu ise onların iki zıt şeyleri temsil ettiklerinden kaynaklanıyor der.

Torun peki dede gün boyu süren bu kavgayı hangisi kazanıyor?  

Dedenin cevabı mükemmeldir; hangisini beslersen!

-Evet mesele bu olsa gerek bu imtihan dünyasında biz hangi tarafı besliyoruz?  

 Rabbim sanal ve sosyal medyanın iyi yanlarıyla vakit geçiren, orada zamanlarını harcayanlardan değil de orayı araç olarak kullananlardan eylesin.  

Rabbim bizleri kötülüklere karşı mücadele eden ”öncü Kuran neslinden” olan kullardan eylesin. Rabbim bu çetin dünyanın tuzaklarından her birimizi korusun… 

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder