Ömer Muhtar

Ömer Muhtar

Libya’daki cihadın öncüsü ve sembolü Ömer Muhtar, 1882 yılında Barka sınırları içinde kalan Defne bölgesinde doğdu. Küçük yaşlardan itibaren Senûsî eğitim kurumlarında yetişti. Akıl, gönül ve davranış dünyası bu kurumlara yön veren Senûsî ekolün düşünce sistematiğiyle biçimlendi. Son derece istikrarlı, söz ve davranışlarında ciddi, bugünün işini yarına bırakmayan, üstlendiği görev ve sorumlulukları eksiksiz yerine getiren, dünya mal ve mülküne fazla önem vermeyen, servet elde etme gayesi ve uğraşısından uzak bir yaşam süren, cömertlik ve kanaati kendisine prensip edinen Ömer Muhtar, kendisine gelen misafire ikram etmekten zevk alır, bunun yanı sıra sahip olduğuyla yetinir, daha fazlasına tamah etmezdi. O şöyle derdi: “Biz, mevcut olanı kimseden esirgemez ve onda cimri davranmayız. Olmayan şeyler için de, ‘neden yoktur’ diye asla tasalanıp üzülmeyiz”.

Ömer Muhtar’ın son derece köklü ve sağlam bir Allah inancı vardı. Hayatının bütünü İslâm inancının gereği olan düşünce ve pratikler üzerine otururdu. Allah’a karşı görev ve sorumluluklarında ihmal göstermez, O’nun emirlerini sadakatle yerine getirirken, yasaklarından son derece uzak dururdu.

Kur’an’la arasında sıkı ve derin bir bağ kurmuştu. Onu yanından asla ayırmazdı. Hiçbir zaman bütün geceyi uyuyarak geçirmez, iki veya üç saat uyur, sonra kalkar, abdest alır, namaz kılar, uzun müddet Kur’an okurdu.

Yaratılışından gelen bir liderlik yeteneğine sahipti. Mertlik ve yiğitliğiyle zulmün her çeşidine karşıydı. Zalim karşısında önce onu bulurdu.

1899 yılında Fransızların Sudan’ın doğusunu ve orta bölgesini işgal altında tutması sonucunda, Ömer Muhtar bölgede oldukça köklü ve ileriye dönük bir siyasi çalışma içine girdi. Cebeliahdar’dan Sudan ve Çad’a kadar uzanan bölgede güçlü bir siyasi ve askeri bölge kurdu.

Deha sayılabilecek bir askeri ve siyasi yeteneğe sahip Ömer Muhtar, bu yeteneği sayesindedir ki, beraberindeki çok az bir mücahid ve basit silahlarla, bir Avrupa devletinin modern donanımlı ordusuna karşı cihadı yirmi yıl sürdürebildi ve onları defalarca yenilgiye uğrattı.

Ömer Muhtar ve yanındaki mücâhidîn, sahabeden Sîdî Rafi Hazretlerinin kabrini ziyaret etmeye karar verdikleri zaman İtalyanların tuttuğu bölgenin içerisine girdiler. İtalyan istihbaratı onların varlığını haber aldı ve etraflarını sardı. Mücahidler son nefeslerine kadar çarpıştı. Son anda Ömer Muhtar’ın atı vurulup yıkıldı ve onu yere düşürdü. Yetmişini geçmiş olan Ömer Muhtar asla yılmadı, kendini toplayıp tüfeğini ateşlemeye devam etti. Elinden yaralanınca tüfeği diğer eline aldı. Artık yapacak bir şey kalmayınca askerle üzerine çullandılar ve O’nu esir ettiler.

Tarihler 15 Eylül 1931 gününü gösterdiğinde işgalci İtalyan yönetimi hızla Sıkıyönetim Mahkemesini toplayıp, Ömer Muhtar’ı göstermelik olarak yargılamaya başladı. Bir saat on beş dakika süren tek celseli ve tek yanlı bir mahkeme sonunda, “sömürge devlet sınırları içinde İtalya devletine karşı isyan başlatmak ve yönetmek, İtalyan askerî kuvvetlerine karşı pusular kurup saldırılar düzenlemek…” suçlarından idamına karar verildi.

Ömer Muhtar’ın idam sehpası bugünkü Libya kıyamının merkezi Bingazi’deki toplama kamplarının birinde kuruldu. Yirmi bin kişilik büyük bir halk topluluğunun önünde, yanından hiç ayırmayıp, dilinden hiç düşürmediği Kur’an’ı Kerim’den Fecr Sûresi’nin “ Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir” ayetlerini okuyarak ilerledi…

Rabbimiz şahadetini kabul etsin.