casino maxi

Mehmet Selim Kiraz Ağabeyin Ardından

Siyaset Nis 13, 2015 0 Yorum

11120550_860600524009423_2714370948613322530_n

Bu topraklara ait bir insandı o. Bu millete ait hissediyordu kendini. Ve bu millete hizmet ederken hain kurşunların hedefi oldu.  Anadolunun terbiyesini, İstanbul’da tahsil ettiği ilimle birleştirmiş güzel bir insan. Binlerce Anadolu çocuğu gibi aynı yurtların koridorlarında oturdu. Aynı pilava kaşık attı. Şehzadebaşında, Süleymaniyede sabah namazlarında, milyonlarca müslümanla birlikte aynı secdeye başını koydu. Son secdesini yapmıştı ihanetin namlusu başına dayanmadan. Her namazını son namazı gibi kılmıştır inşallah. Keşke hepimiz ölüme böyle hazırlıklı olabilsek diyorum hep.

Tanımıyorum Mehmet Selim ağabeyi. Ama Eyüp Sultan’da arkasında saf tuttuğumuzda sanki öz abim gibi içimin yandığını hissettim. Yetimlerinin  semaya açılan ufacık elleri gibi tertemiz bir miras bırakarak gitti. En nihai hedefimiz olan “arkasında hoş bir sada” bırakarak ayrıldı aramızdan. Şahitlik etti binler, milyonlar arkasından. Allah rızası için, hakkın adaleti için şahitlik ettiler. Şahidiz dediler biz şahidiz musallada yatan insan mazlumdur. Sıratı müstakim üzerinde ölmüştür. Çünkü biz şahidiz onu öldüren katiller, Allah’ın dinine savaş açmış kafirler topluluğuna mensuptular. Dört senedir binlerce bebeği öldüren, kadınlara tecavüz eden, köyleri yakan, milyonlarca insanı mülteci konumuna düşüren zalimlerin gemisindeydiler.

Katiller hiç bu topraklara ait hissetmediler kendilerini. Bu millete yüzlerce yıl kin biriktirdiler. Kinlerini örgütlediler ve o tetiği öyle başına dayadılar Mehmet Selim ağabeyin. O tetik aslında bu milletin geleneğinin, değerlerinin, birikiminin başına dayandı.  Tıpkı evine ekmek parası götürmek isterken devrimci şiddetin kurbanı olan İbrahim Öksüz gibi. Sokak ortasında infaz edilen Burakcan kardeş gibi. Ölümü utandıran vahşilikle kafası taşla ezilen Yasin gibi öldürdüler Mehmet Selim Ağabeyi.  Memleketin dört bir tarafı ateş altındayken içimizde sağladığımız barış ve uzlaşı ortamından rahatsız olan vampirler, aldıkları talimatları hiç tereddüt etmeden uyguladılar. Çünkü eğer bu memleketin öz evlatları, bu toprakların kadim mirasçıları barışırsa kendileri için hesap gününün geleceğinden korkuyorlar.

O halkın gazetesi ayakları çeken cafcaflı medya imparatorlukları “terörist” dahi diyemediler devrimci kardeşlerine. Daha önce katlettikleri mazlumlara yönelen kurşunları da “devrimci şiddet” diye tevil etmemişlermiydi? Bu katillere ufacık bir meşruiyet alanı bırakırmıyız acaba düşüncesiyle özenle seçilen haber dili, savcının teslimiyetini gösteren, başına silah dayanmış fotoğrafların manşete çıkarılmasıyla, kof bir provakatörlüğe yerini bıraktı. Medya etiği iletişim fakültesi amfilerinde okutulan sıradan bir ders olarak kaldı. Çünkü onlar bu millete hizmet eden, bu milletin yararı için çırpınan değil, yabancı lobilerden, vakıflardan fonlanan, enformasyon ajanı olarak konumlanan gazeteci kılıklı militanlardı. Etik, ahlak, değer gibi kaygılarının olması beklenemezdi.

Çok acıdır ki bu ülkenin ana muhalefet partisinin lideri dahi bu eylemi lanetleyemedi. Terörist demeye dili varmadı belki cephe militanlarına. Nasıl bir aidiyet bağı kurdu militanlarla bilemiyoruz. Biliyoruz belki ama inşallah öyle değildir diyoruz. Ama milletvekillerini,  yüzbinlerce masumu öldüren Beşşar Esadın yanına gönderen bir muhalefet liderinin, Beşşar ile aynı gemide olan, lazkiye dağlarında Müslümanlarla çatışan bu terör örgütünün militanlarını rahatça lanetyememesi, terör örgütü diyememesi, tenezzül edip cenaze namazına Eyüp Sultan Camiine gelmemesi, bu acı günde milletin huzurunu hedef alan çetelere karşı “birlikteyiz” mesajı vermemesi çok acı bir durumdur.

Bu ülkenin içinde saldırıyı lanetleyemenler oldu belki fakat suni sınırları görmezden gelirsek gönül sınırlarımızın içinden bir çok taziye mesajı ulaştı bu topraklara. Ahraruş Şam, Mısır ihvanı ve bir çok kardeşlerden. Allah’ın bizi yeryüzünde kardeş ilan ettiği kardeşlerimizden, vahyin ışığında yürüyenlerden.  Allah onlardan razı olsun, çünkü biz kendimizi bir “ümmet” olarak görüyoruz. Müslüman halklar olarak birlikte tek bir vucut olabileceğimize dair ümitlerimizi her geçen gün yeşertiyoruz. Bizim yüzlerimizi güldüren, umutlarımızı yeşerten gelişmeler ve bağlılık, küfrün gemisinde sözde İslam bayrağını dalgalandığını iddaa edenlerin kalplerine korku veriyor. İşte bu yüzden ufak bir taziye mesajına bu kadar anlam yüklüyebiliyoruz.

Ümit ediyorum bir gün hepimiz Mehmet Selim Kiraz’ız diyebileceğiz.  Fakat Mehmet Selim Kiraz ölümsüzdür demeyeceğiz. Çünkü biz her canlı ölümü tadacaktır ayetine iman etmişiz. İyilerin ve kötülerin hesabının görüleceği hesap gününe iman etmişiz. Bu yüzden kalbimizde herhangi bir korku ve endişeye yer yok. Hak ile batılın iki farklı çizgi olduğunu biliyoruz. Hak ile batılın karışımının batıl olduğunu da biliyoruz. Başımızda bembayaz bir sarık var ve bu sarığa bir sineğin pislemesi bile bizim midemizi bulandırır. Allah bizleri hesap gününde Mehmet Selim Kiraz ağabeyin yanında saf tutanlardan eylesin. Mekanı cennet olsun.

 

Hayır, hayır! Kim özü iyilik dolu olarak yüzünü Allah’a tertemiz döndürür ve teslim ederse, işte onun Rabbi katında ecri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olacak değiller.
Bakara Suresi 112. Ayet

 

Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah’dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.
Ali İmran Suresi 120. Ayet

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder