Gündem

5. Kısadan Hisse Kısa Film Günleri Başlıyor

Genç Öncüler Gençlik ve Spor Derneği'nin düzenlediği, sinemanın geliştirdiği ve yeni yeteneklerin keşfedilmesini amaçlayan kısa film günleri başlıyor. Genç Öncüler Kısa Film Yarışması, şu ana dek bugüne kadar bugüne kadar evsizler, Bireyselleşme ve Aile, Güven ve Birlikte Yaşama Kültürü temaları üzerinde durulmuştu. Bu yıl beşincisi var yarışmada tema sınırlaması bulunmuyor ve başvuru genel kategorisi ve lise kategorisi olmak üzere iki farklı kategoride değerlendirilmeye alınacak. 15 Şubat 2020 tarihinde yarışmaya son gönderilen tarihi. Mart 2020'de kısa film günleri başlayacak. Birlikte film gösterileri hakkında ödül töreniyle birlikte yarışma sonuçları açıklanacak.

Genel Koordinatörü Aşkın Özcan, yarışma yürütücüleri ise Mehmet Zahid Başak ve Mahmut İslam Bilir olacak. Yarışmanın ana jürisinde Atalay Taşdiken, Cemal Şakar, İpek Tuzcuoğlu, Seyid Çolak ve Belkıs Bayrak yer alıyor.

Sinema yazarı İhsan Kabil, yazar Cevat Özkaya, yönetmen Sinan Sertel, sinema eleştirmeni Tuba Özden Deniz ve yönetmen Bekir Bülbül, kurul kurulunda bulundu. Her biri önünde yetkin isimlerden oluşan ön jüri, tarihçilerin eserlerini tarihsel tabiatın finale kalan filmleri belirliyor. Yönetmen Kaan Atilla Taşkın, TRT iç yapımlardan Nuray Kayacan, sinema eleştirmeni Serdar Arslan, senarist Ayşe Karaköse'nin yanı sıra görüntü yönetmeni Muhammet Abdülgafur Şahin, ön jürileri üyeleri arasında.

Beyoğlu Akdemi 'de yarışildi tanıtım toplantısı yapıldı' de gerçekleştirildi. Yarışmanın Genel Koordinatörü Aşkın Özcanın açıklaması açıklamada 5 yıl önce "Genç Öncüler Kısa Film Yarışması" adıyla yola çıktıklarını hatırlatarak, sanatın gücünden faydalanması konusunda sorun giderme dikkati çekmeyi hedeflediklerini belirtti. "Kısadan Hisse Kısa Film Günleri" adlı üyelerden bazıları şöyle dedi: "Artık kısa bir film yarışması sadece bir ödül töreniyle bitmesin, aynı zamanda sinemaya dair ne kadar istiyorsa, kısa film gösterildiğinde bir konseptte yapıldığını istedik. Bu yıl da inşallah 5'incisini yaparız.

Öykü yazarı Cemal Şakar, öykü ve roman arasındaki fark kısa ve uzun metraj filmlere benzediğine dikkatati çekerek, kısa tür yazmanın ve çekmenin zor olduğunu söyledi. Şakar; ifadelerini kullandı.

Yönetmen Seyid Çolak, kısa film yarışma ve festivallerinin sinema endüstrisi'ni tanımak istiyor, kimsenin çok önemli olduğunu dile getirerek dile getirerek, "Ben sinema ile dost arkadaşlarınızın çoğunu kısa film festivalinde edindim. İnşallah daha çok kısa film festivalleri ve yarışmalarınıir. kıymetli isimler, herkesin büyük emeği olacak. Hayırlı olsun. " dedi.

5. Kısadan Hisse Kısa Film Günleri "nde iki kategoride toplam 35 bin liralık ödül verilecek. Genel kategoride yarışan filmlerde birinciye 10 bin, ikinciye 7 bin, üçüncüye 4 bin lira, Jüri Özel Ödülü ve Genç Öncüler Özel Ödülü verildi.

Lise kategorisinde yarışan filmlerde ise birinciye 5 bin, ikinciye 3 bin ve üçüncüye 2 bin lira ödül dağıtılacak.

"Www.kisadanhisse.org" internet adresinden öğrenilebilecek.

KISA FİLMLER KISADAN HİSSE'DE YARIŞACAK

5. Kısadan Hisse Kısa Film Günleri başlıyor. Atalay Taşdiken, Cemal Şakar, İpek Tuzcuoğlu, Seyid Çolak ve Belkıs Bayrak yer alıyor. Yarışmada toplam 35 bin lira ödül dağıtılacak. Her yıl farklı temalarla yapılan yarışmada bu yıl tema sınırlaması bulunmuyor. Yarışmaya son tarihi tarihi 15 Şubat 2020.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğini planladı 5. Kısadan Hisse Kısa Film Günleri başlıyor. Genç Öncüler Gençlik, Spor ve Eğitim Derneği'nin düzenlediği kısa film günlerinde birbirinden ayrı isimler yer alacak. Genel Lise kategorisindeki Yarışmaya başvurular ettik www.kisadanhisse.org önünüze yapilacak. Türkiye genelindeki yarışmaya 15 Şubat 2020'ye kadar başvurulabilecek. Eserlerin değerlendirilmesinin Mart 2020'de kısa film günleri başlayacak. Birlikte film gösterileri hakkında ödül töreniyle birlikte yarışma sonuçları açıklanacak.

645 FİLM KATILDI

Genç Öncüler Kısa Film Yarışması olarak etkinleştirme bugüne kadar evsizler, Bireyselleşme ve Aile, Güven, Birlikte Yaşama Kültürü temalarındaki oyuncular yarışmaya katıldı. Toplamda 645 filmin katında kısa film günlerinde 30 film ödüle lâyık görüldü. Birbirinden değerli isimlerle sinema üzerine söyleşiler kuruldu. Beşincisi temizlemek yarışmada bu yıl tema sınırlaması bulunmuyor ve başvurular iki farklı kategoride alınacak.

JÜRİDE KİMLER VAR?

Genel Koordinatörü Aşkın Özcan olacak. Yarışma yürütücüleri ise Mehmet Zahid Başak ve Mahmut İslam Bilir olacak. Yarışmanın ana jürisinde Atalay Taşdiken, Cemal Şakar, İpek Tuzcuoğlu, Seyid Çolak ve Belkıs Bayrak yer alıyor.

Sinema yazarı İhsan Kabil, yazar Cevat Özkaya, yönetmen Sinan Sertel, sinema eleştirmeni Tuba Özden Deniz ve yönetmen Bekir Bülbül, kurul kurulunda bulundu. Her biri önünde yetkin isimlerden oluşan ön jüri, tarihçilerin eserlerini tarihsel tabiatın finale kalan filmleri belirliyor. Yönetmen Kaan Atilla Taşkın, TRT iç yapımlardan Nuray Kayacan, sinema eleştirmeni Serdar Arslan, senarist Ayşe Karaköse'nin yanı sıra görüntü yönetmeni Muhammet Abdülgafur Şahin, ön jürileri üyeleri arasında.

35 BİN LİRA DAĞITILACAK

5. Kısadan Hisse Kısa Film Günleri'nde iki kategoride toplam 35 bin liralık ödül verilecek.

Genel kategoride yarışan filmlerde;

BİRİNCİYE, 10.000 TL

İKİNCİYE, 7.000 TL

ÜÇÜNCÜYE, 4.000 TL

Jüri Özel Ödülü, 2000 TL

Genç Öncüler Özel Ödülü 2000 TL ödül verilecek.

Lise kategorisinde yarışan filmlerde ise

BİRİNCİYE, 5.000 TL

İKİNCİYE, 3.000 TL

ÜÇÜNCÜYE, 2.000 TL ödül dağıtılacak.

İrtibat:
İskenderpaşa Mh. Yeşiltekke Sk. No: 4 Fatih / İstanbul

e-posta: bilgi@kisadanhisse.org
Tel : 0212 635 42 52 - 53
Gsm: 0535 229 83 45 (Genel Koordinatör: Aşkın Özcan)

Genç Öncüler’in Ekim/147. sayısı “İçimizdeki Yabancılar” manşetiyle çıktı!

Dergide bu ay, son yüz yıllık dönemimizde Müslümanların kullandığı eğitim kaynakları, siyasi yaklaşımlar, dine karşı tavır ve yeni rejimin ilk döneminin din algısı dosyaya taşınıyor.

Editör yazısı ise şöyle:

İçimizdeki yabancılar bahsi gündemimize yeni girmiş bir mevzu değil. Neredeyse iki yüz yıldır, hem bu coğrafyanın yabancıları hem de bu coğrafyadan olup da buraya yabancı olmaya can atanlar olageldi. Osmanlı’nın cephede mağlup olmaya başlamasının ardından gelen arayışlar, pek çoklarınca başka dünyalara açılan kapılar anlamını taşıyor; bu kapılar onları köprünün altından akan başka sulara götürüyordu. İslam’ın terakkiye mani olmadığı (ne demekse), Batı medeniyetinin de güzel yönlerinin bulunduğu(!) ve onların faydalı taraflarının alınması gerektiği(!) söylentileri; İslam’ın ilim ve bilimle çelişmediğini açıklama çabası olarak kamuoyuna yansıyacaktı. Kendimize yabancılaşma tavrı; 20. yüzyılın başlarından itibaren Jön Türklerde, İttihat Terakki’nin içinde, İstiklal Harbi verilirken manda ve himaye meselesinde, Cumhuriyet ilan edildikten sonra İslam’a ve geçmiş medeniyete olumsuz bakış açısında, 30’lardan sonra inşa edilen ve 60 darbesiyle iyice kabuklaşan Kemalizm’de, 70’lerde ön plana çıkan Komünizm’de, kimi Müslümanlar arasında çok da kale alınacak bir büyüklükte olmayıp ortaya çıkan aşırı fikirlerde, 28 Şubat’ta ve 15 Temmuz’da tekrar kendini gösterdi.

Şimdi şurada durmamız gerekiyor: Biz bugün yüzyıllarca inşa edilen bir karakterin ardından Türkiye’de yaşıyorken, İslam’ın dışında iyilik ve güzelliklerin bulunduğu söylentilerini duyuyorsak ipin ucu çoktan kaçmış demektir. Türkiye’ye mensup olup da bu coğrafyanın elde kalan son toprak parçasının muhafaza edilmesini basit görmek, manda ve himaye fikrini ruhundan atamamak, bilmem hangi mezheplerin seviciliğini yapmak, milletimizin değerlerini hafife almak gibi alçaklıklar anlıyoruz ki bundan sonra da sık sık karşımıza çıkacak. İstanbul’un ara sokaklarında cinsiyetleri eşitleyen(!) yürüyüşler yapılacak ve onlara bu vatanın bir rengi gibi bakılacak.

Fakat unutmamalı: İslam’ın dışında kalan her şeyin değersiz ve zavallı olduğunu söyleyen, bu vatanın bekçiliğini yapan, ülkenin bütün renklerinin İstiklal Harbi’nde ortaya çıktığını gören ve bilen bu milletin insanları, her zaman Türkiye kapısının İslam kapısı olduğunu bilip nöbet tutmaya devam edecek ve ruhundan manda ve himaye fikrini atamayanların ipliğini pazara çıkaracak.

Genç Öncüler olarak bu ay “içimizdeki yabancılar”ı dosyaya taşıyoruz. Başkası olup da bizden görünenler, bizden olup da başkası olmaya heves edenler, müminlerin asaletinden yüz çevirenler, bu vatanın vatan olurken ve vatan kalırken yaslandığı hakikatleri düşük bir şey olarak görenler dosya yazılarından.

Yavuz Selim Sancak, İslamcılığın kaynak krizini yazdı. Hüsamettin Malkoçoğlu, bir dönem çoklarının dilinde olan “Türkiye’nin bir darulharp toprağı(!) olduğu” garabetini yazdı. Osman Zinnur Aksu’nun yazısı Sen Sahip Olursan… İçimizdeki Yabancılar başlığı altında İslam düşmanlığı yapanlardan kimilerinin sözlerini de derledik.

Dosya dışında Hatice Beyza Öztürk hukuk yazılarına devam ediyor. Sümeyye Güven deneme köşesinde. Fazıl Cem Ayla filminin tahlilini yaptı. Talha Ulukır Sinema yazılarına, Ayşe Afife ise mekân yazılarına devam ediyor. Mehmed Eşref yine 10 Soruda köşesinde. Gündelik Şeyler köşesi de yine kendi yerinde. Objektifimden yansıyanlar sayfasında Tuğba Nur Avcı bir hatırayı bir an’a sabitledi. Şiir sayfasında Rüştü Onur, Turgut Uyar, Mehmed Akif ve genç şairlerimizden Begüm Kıtay şiirleriyle karşınızda.

Bu ay orta sayfada ilk Türk-İslam eserlerinden Kutadgu Bilig’den seçmeler var. Ali Emiri Efendi’nin Ezhar-ı Hakikat’inden bölümler bu ay da mevcut. Mustafa Sabri Efendi’nin Harf İnkılabı ile yazılarından birini daha yine dergiye aldık. Diğer iktibas ise 1939 yılında Cahit Tanyol’un Tanpınar hakkında kaleme aldığı köşe yazısı.

Arka Kapakta İsmail Kara Hoca’nın “Mızraklı İlmihal’den Ne İstiyorlardı?” yazısı bulunuyor.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

2019-2020 yılının açılışını, üniversiteli genç kardeşlerimizin katılımları ile 21.09.2019'da gerçekleştirdik.Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programımız, Genç Öncüler tanıtım videosu ile devam etti. Ardından bu sene içerisindeki faaliyetlerimizi anlatmak üzere üniversite komisyon başkan yardımcımız Büşra Akgül ablamız kısa bir açılış konuşması yaptı. Açılış konuşmasının ardından, sosyolog Fatma Sena Yabanigül ablamız tarafından, sene içinde "Değişen Dünyada Değişmeyen Müslüman Kimliği 2" başlığı altında sürdürülmesi planlanan derslerinin tanıtımı mahiyetinde bir açılış dersi yapıldı. Bol muhabbetli, kardeşlik bağlarının atılmasına ve birlik beraberliğimizin pekişmesine olanak sağlayan üniversite açılış kahvaltımıza katılım sağlayan tüm kardeşlerimize yürekten teşekkür ediyoruz. Gelecek programlarda görüşmek duasıyla...

Genç Öncüler’in Eylül/146. sayısı “Eğitim Sistemini Eğitmeliyiz” manşetiyle çıktı!

Dergide bu ay, yüzyıllık eğitim sorunumuz, yeni eğitim yolları, yeni bir sistem inşa etme mecburiyetimiz ve Kur’an’ın en mükemmel müfredat olarak nasıl anlatılacağı meselesi dosyaya taşınıyor.

Editör yazısı ise şöyle:

Her sene yeni eğitim öğretim dönemiyle tartışmaya açılan eğitim sistemimizden şikâyetçi olmayan hemen hemen yoktur. Çünkü Türkiye’nin uzun zamandır teorik ve pratik düşünceye ayak uyduramayan efkârıumumiyesinin eksikliği, dönüp dolaşıp eğitim sistemine dayandırılır.

Yahya Kemal Beyatlı, “Biz mağlup olmuş bir medeniyetin çocuklarıyız,” der. Tanzimat devrinden beri üzerimize aldığımız yenilgi psikolojisi, tekke ve zaviyelerin kapatılması ve dini-fenni ilimler ayrımının yapılması elbette bu yenilgi psikolojisini derinleştirmiştir. Kemalizm’in eğitim hayatını kapsayan otoriter tutumu; evde dini, okulda pozitivizmi öğrenen çocuklarda derin bir şizofreninin büyümesinin ve melez değerlerin ortaya çıkmasının önünü açmıştır. Ev ile okulun yıllar yılı ülkemizde çelişki içinde olması, eğitim ve öğretim sisteminin bozukluğu ve bozuk sistemi düzeltecek kaliteli insanların yetişmemesi arasında doğrudan bir paralellik vardır. Eğitim sisteminin bir mecrada toplanıp yatağına ulaşması için tezatlardan arındırılmış duru bir zihne kavuşma ihtiyacımız her zamankinden fazla.

Fakat bir noktaya da ayrıca değinmek zorundayız. Orta sayfalarda okuyacağınız Şemsettin Özdemir ile yaptığımız röportajda hocanın söylediklerine kulak kabartmalıyız: Müfredatı uygulayacak kaliteli öğretmenler yoksa, en mükemmel müfredat bile fayda etmez. Kur’an muhakkak en mükemmel müfredattır. Ama ümmetin haline bakınca, en mükemmel müfredatın bile, uygulayıcıları olmayınca fayda vermediği görülmektedir.

Genç Öncüler dergisi olarak bu ay, bu coğrafyada iki yüzyıldır devam eden eğitim sistemi sorununu dosyaya taşıyoruz. Öğrendiğimiz bilginin kimin bilgisi olduğu, doğruyu ve güzeli kimin belirlediği, eğitim sistemindeki aksaklığın düzelme imkânı ve alternatif eğitim yolları dosya yazılarından.

Dücane Demirtaş dini-din dışı eğitim anlayışının tarihi serüvenini yazdı. Kübra Sultan Yağmur, okulsuz eğitimin imkânını sorguladı. Vahap Yaman, “Genci Eğitmek İçin Anlamak Gerekir” yazısını kaleme aldı.

Dosya dışı konularda Toleuzhan Galiyeva İslam’a Kavuşma yazı dizisinin sondan üçüncü metnini yazdı. Talha Ulukır sinema köşesinde yazılarına devam ediyor. Recep Ayık bu ay Salih’e Giderken adlı hikâyesiyle aramızda. Gündelik Şeyler köşesi de devam ediyor. Alıntı köşesinde bu ay misafirlerimiz Süleyman Nazif, Peyami Safa, Cinuçen Tanrıkorur ve İsmet Özel. Arka Kapak’ta ise Ezansız Semtler ile Yahya Kemal’i andık.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Genç Öncüler Yayın Kurulu

  • 1