Gündem

Genç Öncüler’in Mayıs/130. Özel sayısı, “İslami Düşüncenin Bitmeyen Sayfaları” manşetiyle çıktı!

Dergide, bu ay, İslami dergiler dosyaya taşınıyor. Yüz yılı geçen dergi birikimimiz, Cumhuriyetten sonra iyice belirginleşen ve 1960’lı yıllardan sonra İslami bakış açısının merkezi olan dergiler sayfalarda kendine yer buluyor. Dergilerin yayın hayatına başladığı yıllar, dönemin koşulları, derginin önde gelen mütefekkirleri ve kendilerinden sonraki kuşaklara nasıl arklar açtıkları irdeleniyor. Büyük Doğu’dan Diriliş’e, Yeniden Milli Mücadele’den Türk Edebiyatı’na, Umran’dan Dergah’a kadar edebi ve fikri alanda fikir dünyamızı besleyen birçok dergi, yapılan röportajlarla okurlarını bekliyor.

Derginin sunuş yazısı şöyle:

Bir asırdır gündemimizde olan İslamcılık yahut Müslümanların sosyal ve siyasal alanda –eskiye nazaran- daha etkin ve belirleyici olma çabaları farklı tarz ve üsluplarla günümüze kadar taşındı. Çeşitli merhalelerden geçerek sözünü yükselten Müslümanlar için en etkin hitap yollardan biri şüphesiz gazete ve dergilerin İslam ülkesinde yaygınlaşmasıydı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Mehmet Akif’in başyazarlığını yaptığı Sırat-ı Müstakim dergisi, İslamcı aydınları geniş bir yelpazede toplayarak engin bir birikimi sayfalarına taşımış oldu. Tefsirden ilmihale, İslam dünyasından felsefeye, siyasetten Anadolu’nun direnişine kadar hemen her alanda kaleme alınan yazılar, günümüzde, 20. yüzyılı Müslüman bir gözle okumak istediğimizde birinci kaynak olarak durmakta.

Cumhuriyet’in ilk on yılında Sebilürreşad’ın kapanmasından sonra İslami düşünce, güçlü bir söylemle 1943’te Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’suyla kendini gösterdi. CHP ve Kemalist düşünce ile mücadele, yüksek sesle belki de ilk kez Büyük Doğu’da kendini buldu. Ve belki de 1960’tan sonra çeviri faaliyetleri ile sayısı yüzleri geçecek olan İslamcı dergilerin beslendiği mecra Büyük Doğu’dur.

1950 ile 60 arası dönemde İslami dergicilik yayın hayatına devam etse de cılız bir ses olarak kaldığını ifade etsek pek yanılmış olmayız. 1960’tan sonra çeviri faaliyetlerinin Türkiye’de yaygınlaşması dergiciliğimizi de etkilemiş ve entelektüellerimiz cemiyet hayatında sözünü büyük kitlelere ulaştırabilecek dergiler yayımlanmıştır. 60’lı yıllarda Sezai Karakoç’un çıkardığı Diriliş dergisi, kendinden sonra çıkacak dergilerin pek çoğu üzerinde etkili olmuş ve mektep görevi görmüştür.

60’lı yıllardan sonra İslamcı dergicilik büyük bir ivme kazanmış ve farklı düşünce ve ekollerin yayın aracı olmuştur. Bu dönemden günümüze kadar sayısı yüzlerle ifade edilemeyecek kadar dergi İslami düşünceyi genişletmiş ve farklı bakış açıları kazandırmıştır. Çalakalem yazarların çıkardığı dergiler de olmakla birlikte yayın dünyamızda yirmi otuz yıl yaşamış dergiler olmuştur ve hala bu olgunlukla yayınına devam eden dergilerimiz bulunmaktadır. Bugün Umran dergisi üç yüzüncü sayısına yaklaşmış, Dergah dergisi üç 338., İktibas dergisi 472., Türk Edebiyatı dergisi 534. sayısını yayımlamıştır ve İslami düşüncenin farklı merkezleri olarak mektep olmaya devam etmektedir.

Genç Öncüler dergisi yayın kurulu olarak biz de tecrübe sahibi büyüklerimizin yolundan gitmeye gayret etmekte, kendimizden önceki dergilerin ufkunu ve birikimini örnek alarak on beş yıldır yayınımızı sürdürmekte ve bu ay 130. sayımızla okuyucularımızın karşısına çıkmaya hazırlanmaktayız.

Genç Öncüler olarak, bu ay, son yüzyılda İslamcı düşünceyi besleyen ve esasen günümüzde farklı hassasiyet ve dayanak noktalarıyla kendini gösteren İslami yorumun kılcal damarları olan dergileri –dolaylı olarak dergicilik tarihimizi- anlamaya çalışıyoruz. Yüzlerce derginin tamamını incelemenin yeri dergi değil muhakkak. Fakat belli başlı mihenk taşlarını öne çıkararak belirgin düşüncelerin ana hatlarını anlamayı murat ediyoruz. Sayfa sayısının yetersizliğinden dolayı dosyaya alamadığımız dergilerle birlikte, dosyaya almayı çok isteyip de bunda muvaffak olamadığımız dergiler de oldukça fazla. Bundan dolayı dosyada zikredemediğimiz fakat düşünce dünyamızdaki etkisinden dolayı minnettar olduğumuz dergileri; Sırat-ı Müstakim’i, Mavera’yı, Hareket’i, Hece’yi ve diğerlerini burada anmak istiyoruz.

Dosyayı hazırlarken hem dergileri tespit etmekte hem künye bilgilerinde hem dergi içeriklerinde çalışmalarından yararlandığımız İLEM’e ve İslamcı Dergiler Projesi’ne teşekkür etmeyi de uygun görüyoruz.

Allah’tan çalışmalarımızı bereketlendirmesini niyaz ederiz.

Genç Öncüler Yayın Yönetmeni, Uğur Demirel

Genç Öncüler’in Nisan/129. sayı, “Bahar” manşetiyle çıktı!

Dergide, bu ay, baharın gelişi dosyaya taşınıyor. Baharı müjdeleyen çiçekler, coşan dereler, nisan yağmurları dosyada kendine yer bulan konulardan. Dergide bu ay bahar ve tefekkür arasında da yoğun bir bağ kuruluyor. Ayrıca M. Fatih Andı ile “Romanda Hz. Peygamberi Anlat(ama)mak!” başlığıyla yapılan röportaj da okuyucularını bekliyor. Diğer yandan film tahlili, şiir, deneme ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler nisan ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı şöyle:

Nisan ayındayız. Baharın kucağındayız. İçimizi ince bir nefes gibi saran günlerin şafağındaki aydınlık gibi geldi bahar. Nefessiz kaldığımızda soluklanmak için oturduğumuz ağaçların şefkatli gölgesi gibi geldi. Adımlayacak yolumuz kalmadığında “ben buradayım” der gibi gelen yağmur gibi geldi bahar. Kurumaya yüz tutan dallarımızı aşılayıp yeniden verdiğimiz can suyu gibi.

Çayırların göz alabildiğine papatyalarla donandığı bir bahara gözlerimizi açmayı hasretle bekledik. Kurumuş ağaçların yeniden çiçeğe durduğu vakitleri de. Eriyen karların coşkusuyla akan derelerin kenarındaki taşların üstüne uzanıp suyun sesini dinlemeyi bekledik. Yolda yürürken bahar rüzgârının saçımızı okşamasını da. Yaratılmışların nasıl yaratıldığını, baharda tabiatın yeniden yaratılmasına benzetmeyi bekledik. Uçsuz bucaksız tepelerin gözümüzün gördüğü yerlerinde doğanın yeşillenmesine dalıp hayretler içinde bekleyişlerimizi de bekledik. Şimdi nisan ayındayız. Baharın kucağındayız. Baharı bekleyişimiz, karşılığını bulmuş gibi. Sonunda susup dinleneceği bir hane bulmuş gibi.

Genç Öncüler, bu ay, baharın gelişini dosyaya taşıyor. Baharı karşılayan kelimeler, kainatın yeniden canlanması, çiçeğe duran ağaçlar, kaç yüz yıllık bir olgunlukla akan dereler, müminin baharı dosyada kendine yer bulan konulardan.

Uğur Demirel “Bahara Doğru” başlığıyla baharın gelişini karşıladı. Sena Dağ, baharın nişanesi çiçekleri yazdı. Begüm Kıtay, İhya u Ulumi’d-Din Işığında Müminin Baharı’nı yazdı. Burak İdi nisan yağmurlarını kaleme aldı. Mehmet Ali Özdemir, lisan meselesini irdeledi. Orhan Toprak, Mustafa Kutlu’nun Beyhude Ömrüm adlı eserini sosyolojik bir bakış açısıyla değerlendirdi. Prof. M. Fatih Andı Hoca ile roman ve siyer üzerine yaptığımız röportajı da zevkle okuyacaksınız. Diğer yandan şiir, film analizi, müzik ve gündem yazılarıyla Genç Öncüler nisan ayında da yine dopdolu.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Abonelik için irtibat adresi: dergigenconculer@gmail.com
Yıllık Abonelik Ücreti: 100 TL

Ayrıca genconculereyaziyorum@gmail.com adresine yazı ve görsel çalışmalarınızı gönderebilirsiniz.

Genç Öncüler’in Mart/128. Sayısı “Hangi Medeniyetin İnsanıyız?” Manşetiyle Çıktı!

Dergide, bu ay, iki yüzden fazla yıldır İslam dünyasını meşgul eden medeniyet konusu dosyaya taşınıyor. İslam ve Batı medeniyeti, hayatı yorumlama biçimlerimiz ve Müslümanların aldığı tavır dosyada kendine yer bulan konulardan. Tanzimat’la beraber başlayan Batılılaşma süreci de dosyada mevcut. Diğer yandan film tahlili, hikaye, şiir ve gündem içerikleriyle Genç Öncüler mart ayında da yine dopdolu.

Derginin sunuş yazısı ise şöyle:

19. yüzyıla geldiğimizde Osmanlı toplumunda sosyal hayatı derinden etkileyecek ve daha önceden pek aşina olmadığımız fikirler yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Devletin Batı karşısında siyasi ve ekonomik açıdan geri kalmasına da halk içinde fakirliğin boy göstermesine de ve hatta yaşanılan hayatın gerçekten kötü olduğunun düşünülmesine de bağlayabileceğimiz bu fikirler, devletin ve toplumun bir daha eskisi gibi olmayacağının işaretlerini veriyordu. Zaten başlamış olan Batılılaşma – M. Fatih Andı Hoca’nın daha hakkaniyetli ve isabetli ifadesiyle Batıcılaşma- bu dönemde iyice kendini hissettirdi ve düşünüşte ve görünüşte Batı’ya açılma fikri derinleşti. Bu mesele bir soruyu da beraberinde getirmiş oluyordu: “Hangi Medeniyetin İnsanıyız?”

1900’lerin başıyla iyice derinleşen bu soru fikir dünyasında geniş yankı buldu. Batı’nın ilmini alıp kendi karakterimizden ödün vermeden yaşayabileceğimiz de, Batı’nın her şeyini reddedebileceğimiz de, Batı’nın yaşam tarzını kabul etmeden hayatta kalamayacağımız da konuşuldu.

Üzerinden çok zaman geçti. Şu an 2018 Mart’ındayız. İki yüz yıllık mezkur sorunla ve soruyla bağlantısının ne kadar olduğunu da düşünerek bugün yine aynı soruyu soruyoruz: “Hangi Medeniyetin İnsanıyız?”

Bu soruyu sorarken belki sadece son iki yüzyılın sorunlarıyla değil günümüzün kaygılarıyla da hareket ediyoruz. Fikir hayatımızda derin ve canlı bir medeniyet muhasebesinin olmadığının farkındalılığıyla fakat eski sorunlardan bağımsız olmayan bir hayat tarzının –Müslümanca bakışın- muhasebesini yapmaya çalışacağız.

Genç Öncüler, bu ay, bir medeniyet ve anlayış muhasebesi yapıyor ve yaşam tarzımızı irdeleyerek “Hangi medeniyetin insanıyız?” diye soruyor. Tanzimat’tan bu yana toplumsal hayatımızdaki değişimin, anlayışın ve reflekslerin hangi dünyaya ait olduğunu bulmaya çalışıyor. Modern dönemin kaygıları ve sekülarizm ile vahiy arasına sıkışıp kalan eylemlerimiz de dosyadaki konulardan.

Genç Öncüler’in genç yazarları olarak gayemiz; toplumsal yaşamımızda karşılaştığımız iyilikleri, kötülükleri, kolaylıkları ve zorlukları, siz değerli okurlarımıza en anlaşılır şekilde aktarmaktır. Kadromuz, adaletle şahitlik vazifesini unutmayarak yazılarını kaleme alma gayretindedir. Çünkü bu bize Rabbimizin vahiyle sabit kıldığı bir görevdir. Bütün sayılarımızı bu bilinçle çıkarıyoruz. Çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyor, keyifle okumanızı temenni ediyoruz.

Ey inananlar! Kendinizin, ana babanızın ve en yakınlarınızın aleyhine dahi olsa adaleti titizlikle ayakta tutan ve sırf Allah için şahitlik eden kimselerden olun. (Şahitlik ettiğiniz) Zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın)! Çünkü Allah her ikisine de (sizden) daha yakındır. Öyleyse kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Eğer (gerçeği) çarpıtırsanız ya da (şahitlikten) kaçınırsanız biliniz ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. Nisa/135

Abonelik için dergigenconculer@gmail.com adresine mesaj atabilirsiniz.
Yıllık Abonelik Ücreti: 100 TL

Ayrıca dergigenconculer@gmail.com adresine yazı ve görsel çalışmalarınızı gönderebilirsiniz.

Salıncakçılar, hepinize kocaman bir merhaba.

Sömestr tatilini kartopu oynayarak geçirmek isteyenler hayal kırıklığı yaşasa da, kar yüzünü inceden göstermeye başladı. Şimdi hepimizin aklında aynı soru: Nerede kaldı bu kar?

Zaman nasılda geçiyor değil mi? Kış gelecek, kar yağacak, okullar tatil olacak deyip tatil planı yaparken tatili bitirdik bile. Günler birbirini kovalayadursun bu sırada Salıncak Dergisi azıcık eğlendirsin seni.

Şimdi sana bir soru; güvenmek ne demektir? İnsan en çok kime güvenir? ‘Güvenmek güzel bir şeydir’ dediğini duyar gibiyim. Madem sen de güzel bir şeydir diyorsun, o zaman elindeki dergiyi karıştırmaya başla. Bakalım güvenmekle ilgili içinde ne bulacaksın.

Sadece bu kadar değil tabii, yepyeni sayfalar da var artık Salıncak ’ta. Sağlık sayfasında bilmemiz gereken küçük ama önemli bilgileri, dil sayfasında farklı dillerde nasıl selam verildiğini, usul sayfasında sofra adabını öğreneceksin. Tabii ki eğlence sayfası yine çok eğlenceli, Fincan Nine yine çok bilgili. O zaman sana şimdiden keyifli okumalar.

Üniversiteli hanımlar olarak çağımızda Müslümanların karşılaştıkları sorunlara değinmek ve çözüm yolları için beyin fırtınası yapmak amacıyla Genç Öncüler Panelinin ilkini düzenledik. Panelde sırasıyla İlmi Hayattaki Rolümüz, Davetçi Kimliğimiz, Değişen Algılarımız ve Ötekileştirme başlıklı konuşmalar yapıldı. Şeyma Nur Tan, ‘İlmi Hayattaki Rolümüz’ konusunu anlatırken bizlere ilmin faziletlerini ve bu yola çıkmanın değerini çokça hatırlattı. Bizlere örnek olacak kadın âlimleri ve onların ilim öğrenme metotlarını anlattı. ‘Davetçi Kimliğimiz’ konuşmasını dinlediğimiz Elif Yılmaz, bizlere yaşam boyu tebliği ve karşılaşacağımız zorlukları aktardı. Davetçi kimliğimizin bir Müslüman olarak tüm hayatımızı kaplaması gerektiğini tekrar tekrar hatırladık. Üçüncü konuşmacımız Betül Babacan, ‘Dünden Bugüne Değişen Algılarımız’ konusunu bizlere fark ettirmeye çalıştı. Pek çok alanda dünya görüşümüzde, ifadelerimizde oluşan değişimleri, algılarımızdaki farklılıkları ütopya ve distopya örnekleriyle dinleyicilere sundu. Son konuşmacımız Nihal Açıkel, ‘Ötekileştirme’ başlıklı sunumuyla farkında olmadığımız ötekileştirme kategorilerimizi ve ötekine karşı olan tavırlarımızın altında yatanlar hakkında konuştu. Sunum sonunda katılımcılarla yaptığımız anket ile de şimdiye kadar ötekileştirdiklerimiz ve bizi ötekileştirenlerle yüzleştik. Çeşitli konularda farkındalık ve bilinç düzeyimizin artmasını hedeflediğimiz panelimizde katılımcı arkadaşlarımızdan güzel geri dönüşler aldık. Farklı konular ve konuşmacılarla ikinci panelimizi yapabilmek duasıyla.