'geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden daha çok benzer'
ibn-i haldun
Haritayı açıp Orta Doğuya göz gezdirdiğimizde Arabistan'ın hemen kuzeyinde, Umman'ın batısında, kapladığı coğrafi alan bakımından çok da büyük olmayan fakat islam tarihi ve insanlık tarihi açısından büyük bir önemi olan ve başından siyasi ve askeri karışıklıklar hiç eksik olmamış bir ülkedir Yemen. Bu coğrafyaya İslamın girişinden önce yaşanan karışıklıklar bir süreliğine durulsa da sonraları yeniden baş gösteriyor, derken Osmanlı himayesinde geçirilen yıllar ki bu dönemde Osmanlı hükümdarları Haremeyn’in korunması için Yemen'in güvenliğine çok dikkat etmişlerdir ve son dönemlerde bu bölgede yaşanan ciddi çarpışmaların sosyolojik yansımaları zamanının kültürel eserlerine de konu olmuştur, birçok şiir ve türküde Yemen’e atıfta bulunulmuştur. Ve Osmanlı'nın çöküşüyle İngilizlerin saldırıları, tüm bunlardan sonra ülke içindeki kuzey güney gerilimi...
Ve Yemen
Başkenti Sanaa’nın Hz. Nuh’un oğlu Sam tarafından kurulduğu kabul edilen Yemen, dünyanın en eski yerleşim bölgelerinden biridir. Dolayısıyla islam ve insanlık tarihi açısından önemli olan bir çok hadise yemen topraklarında gerçekleşmiştir.
Hz. İsmail, Mekke’ye babası tarafından bırakıldıktan sonra, zemzem kuyusunun keşfiyle beraber Yemen’den göç ederek bölgeye yerleşen Curhumoğulları’ndan bir kızla evlenmiş, Curhumoğulları da zaman içinde Mekke’nin asıl ahalisini oluşturmuştur. Hicret’ten sonra İslam dinine vatan olan Medine’nin iki büyük kabilesi Evs ve Hazrec de Yemen kökenlidir.
İslam’dan önce Sebeliler, Himyerîler, Katabânîler, Etiyopya merkezli Aksum Krallığı ve İran merkezli Sâsânî İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altında bulunan Yemen, Kuran’da bahsi geçen birçok kıssaya da merkezlik yapmıştır. Sebe Kraliçesi Belkıs ve görkemli ülkesi Ma’rib, Sebe suresinde anlatılan Ma’rib Barajı, Hz. Hud’un kavmi Ad ve yaşadıkları Ahkaf bölgesi, Ad kavminin meşhur İrem bağları hep Yemen sınırları içindedir. Ayrıca Ebrehe ve Burûc suresinde inanmış insanlara yaptığı korkunç zulümlerle anılan Kral Zû-Nuvâs da Yemen yöneticilerindendi. İnkarcı kavimlerden Tubba da, Yemen’de yerleşmişti.
Kaynaklardan ulaşabildiğimiz kadarıyla Yemen’in tarihi serüveni M.Ö. 10. y.y. da Saba Dev. hakimiyetinde başlıyor. Bu dönemden sonra farklı kırallıklara ev sahipliği yapan Yemen topraklarındaki yerleşim birimleri M.S. 6. asırda Hıristiyan Etiyopyalılara ait bir krallık tarafından yıkıldı.
Yemen Topraklarının İslamla Tanışması
Hz. Peygamber’in en yakınındaki sahabelerin birçoğunun vatanı olan Yemen, Hicret’in dokuzuncu yılında, Muaz b. Cebel’in yönetici olarak gönderilmesiyle, bir İslam ülkesi haline gelmiştir.
Emeviler ve Abbasiler zamanında da, merkezden atanan bir vali ile yönetilen Yemen, Abbasi Devleti’nin gücünü yitirmeye başlamasıyla, bölgesel güçlerin denetimi altına girmiştir. Yemen, Arap yarımadasının Hint Okyanusu’na açılan en uç kısmında bulunması sebebiyle birçok gücün hesaplaşma sahası içindeydi.
1517’de başlayan Osmanlı hakimiyetinden önce Yemen, Abbasilere tabi olan Ziyadiye, Yafuriler, Karmatiler, Ressiler, Suleyhiler, Hemdaniler, Mehdiler, Resuliler ve Tahiriler gibi birçok devletin egemenliği altında kaldı. Bu devletlerden Mehdiler, önce Fatımi, sonra da Eyyubi devletlerine tabi oldu.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yemen, 1517 yılından itibaren kademeli olarak fethedildi. Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) ile son Osmanlı askerlerinin de çekildiği Yemen, toplam 401 yıl boyunca Osmanlı vilayeti olarak kaldı.
Osmanlı’nın gerileme döneminde, imparatorluğun bütün uzak coğrafyalarında olduğu gibi Yemen’de de bazı idari problemler baş gösterdi. Giderek güçlenen ve dünyanın dört bir yanındaki sömürgeleri sebebiyle “güneş batmayan imparatorluk” olarak anılmaya başlayan Büyük Britanya, 1839 yılında, Yemen’in Hint Okyanusu kıyısındaki önemli limanı olan Aden ve çevresini işgal etti. Yemen, Osmanlı’nın yıkılışına kadar, İngilizlerle Türkler arasında paylaşılmış olarak kaldı. Osmanlı, 1918 yılında Orta ve Kuzey Yemen’den askerini çekerken, İngiltere Güney Yemen’de 1967’ye kadar kaldı.
Osmanlı'nın Son Vilayeti: Yemen
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 16. Maddesine göre, Yemen ve Asir’deki Osmanlı kuvvetlerinin en yakın İtilaf devletleri garnizonlarına teslim olmaları gerekiyordu. Yemen Valisi Mahmud Nedim Bey ise, merkezi hükümetten resmen emir almadıkça İtilaf ordularına teslim olmaktan kaçınıyordu. Aynı görüşü paylaşan İmam Yahya da, İstanbul’dan özel bir memurun gönderilmesini şart koşmaktaydı. Bu dönemde Yemen'in itilaf devletlerine ve özellikle de İngiltere'ye karşı koyması hususunda İmam Yahya ciddi uğraşlar vermiştir. Ne Osmanlı askerlerinin Yemen topraklarından çekilmesini istedi ne de yönetici ve subayların İngilizlere teslim olmasını. Fakat bu çabalar tam olarak istenildiği şekilde sonuç vermedi.
24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile Kuzey Yemen’in bağımsızlığını ve Güney Yemen’in İngiltere sömürgesi olduğunu resmen tanıyan Türkiye Cumhuriyeti, Yemen’in yeni hakimi İmam Yahya ile iyi münasebetler geliştirdi. Bunda, 1910–1912 yılları arasında, Osmanlı delegasyonunun başkanı olarak, Yemen’de İmam Yahya ile barış müzakerelerinde bulunan ve anlaşma imzalayan İsmet İnönü’nün büyük rolü vardı.
Zeydiye mezhebine mensup olan İmam Yahya, 1924 yılı başlarında kendisini Yemen Kralı ilan etti. Daha sonra başa oğlu İmam Ahmed ve torunu Seyfulislam geçti. Krallık yönetiminin yol açtığı çeşitli huzursuzlukların ardından, Kuzey Yemen’de 26 Eylül 1962 tarihinde cumhuriyet ilan edildi. 30 Kasım 1967’de son İngiliz askerinin Güney Yemen’den çekilmesiyle, ülke toprakları tamamen Yemenlilerin eline geçmiş oldu.
Osmanlı’dan Sonra Yemen
Kuzey ve Güney Yemen’in güçlerini birleştirmelerinin önünde bazı ideolojik engeller vardı. Kuzey Yemen’de zaman içinde liberal ve dışa açık bir rejim oluşturulurken, İngilizlerin çekilmesinden iki yıl sonra, Güney Yemen’de komünist bir devlet kuruldu. Bu durum, 1990 yılına kadar böyle devam etti.
22 Mayıs 1990’da Kuzey ve Güney Yemen birleşti. Yeni ismiyle Yemen Halk Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığına kuzeyin önceki başkanı Ali Abdullah Salih getirilirken, başkan yardımcılığı görevini de güneyin eski başkanı Ali Salim el-Beyd üstlendi. Ancak kısa zaman sonra çeşitli siyasal problemler ve uyuşmazlıklar ortaya çıktı. Uzun karmaşa dönemlerinden sonra el-Beyd, güneyin eski başkenti Aden’e çekildi. Anlaşmazlıkların silahlı çatışmaya dönüşmesi üzerine, Kuzey Yemen askerleri 1994 yılında Aden’i kuşatarak, güneyi tamamen denetim altına aldılar. Ali Salim de, siyasi mülteci olarak Umman Sultanlığı’na sığındı.
Yani kuzey ve güneyin birleşme çabaları bir takım problemler sonucu sekteye uğradı. nedenleri arasında elbette dış güçler de etkili. 1990 yılına kadar Kuzey ve Güney Yemen olarak iki ayrı etnisite halindeydi. Soğuk Savaş sonrasında Sovyetler’in dağılmasıyla sosyalist Güney Yemen yalnız kalarak ekonomik bakımdan çöküntüye uğradı. Bu çöküntü sonrası Güney Yemen, Kuzey’le birleşme girişimlerinde bulundu. Bu arada bu birleşime Yemen’deki Müslüman kesim öncülük etmekteydi. Böylelikle güneydeki Sosyalist Parti ile kuzeydeki Yemen Halk Kongresi Partisi arasında geçici bir koalisyon hükümeti oluşturuldu.
O yıllarda meydana gelen Körfez Savaşı’nda Irak’a destek veren Yemen, Suudi Arabistan tarafından ekonomik ambargoya maruz bırakıldı ve ülke ciddi anlamda fakirleşti. Bu zaman zarfında Yemen’de ciddi petrol rezervleri keşfi sonrası Suudi Arabistan’ın desteğiyle Güney Yemen bağımsızlığını tekrar ilan etti ve 1994 yılında kuzey ve güney arasında bir yıl kadar sivil savaş süreci yaşandı. Bir yıl süren savaş sonrası ülke tekrar birleşti ve Ali Abdullah Salih, birleşme sonrasında tamamen kontrolü ele geçirdi.
Fakat Yemen’de yolsuzluklar da büyük oranda artmıştı. Bu aşamadan sonra 2005 yılına kadar ciddi anlamda güçlenen muhalif partiler 2006 yılında yapılacak başkanlık seçimleri için ortak bir platformda buluşup beraber hareket etmeye ve hükümeti boykot etmeye karar verdi. Durumun vahametinin farkına varan hükümet, muhalefetin seçim çalışmalarını büyük oranda engelledi ve hükümet karşıtı yayın organlarının yayınlarını da durdurdu.
Bu yüzden tansiyonun yüksek olduğu seçim ortamı beklenilenin aksine sakin bir havada geçti ve bu seçimlerin galibi de Ali Abdullah Salih oldu.33 yıldır idarede olan Ali Salih’in kuzey kabilelerinin en büyük ailelerinden birine mensup olmasının bu başarısında önemli bir etken olduğu düşünülüyor.
KAYNAKÇA:
Kılınç, Taha. (16 ocak 2011) http://www.dusuncegundem.com/component/option,com_alphacontent/section,4/cat,109/task,view/id,468/Itemid,83/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Yemen
Ayışığı, M. 'Osmanlı'nın Son Vilayeti : Yemen', Uluslararası XIII. Türk Tarih Kongresi, (4-8 Ekim 1999), Ankara
http://www.historyofnations.net/asia/yemen.html http://www.dusuncegundem.com/component/option,com_alphacontent/Itemid,83/section,4/cat,36/task,view/id,19/
Raghavan, S.(08 ocak 2010) Yemen's internal divide complicates U.S. efforts against al-Qaeda, analysts say. http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2010/01/07/AR2010010704303.html