casino maxi

                          

 Varken, kıymetini bilmeyip, kaybettikten sonra pişman oluyoruz.

 Sahip olunan şeye değer vermeyip, yok olduğunda üzülüyoruz.

 Öyleyse elindeyken geç olmadan, kıymetini bilelim ve şükredelim.

Şükretme zamanı

    Alhamdulillah, ENT sınavına girdik. Fakat girmeden önce ENT sınavı her liseli için bir kabus gibidir. Gece gündüz demeden sürekli çalışmalar, emekler, okulda hocaların baskıları, evde anne ve babanın derin duyguları, panikler.. Hepsi boşa gitmemeli. Yoksa aldığın puan senin geleceğine dair kurduğun planını, hayallerini, amaçlarını etkiler. Geçiş puanı kazanamazsan seneye tekrar gireceksin demek. Nerdeyse o gün herkes stres yaşar. Tüm Kazakistan’da lise son öğrencileri hangi şehir, köy, eyalette olursa olsun hepsi aynı gün aynı saatte sınav olurlar. Kontrol edilerek görevliler içeriye alırlar. Sınav bitene kadar seni çıkışta karşılamak için ailecek dışarıda beklerler. Aramızda çok duygulanarak bayılanlar da oluyordu. Onun için soğuk kanlı olmalıydım. İşte sınava girdik çıktık. Sonuçlar açıklandı. Aldığım puan iyi idi çok şükür ve Almatı’da Abay adındaki Kazak Milli Üniversitesini kazandım. Bölümüm Filoloji: İki yabancı dil: Türkçe ve İngilizce. Öyleyse hadi gidelim Almatı’ya.

 

        Trendeyim. Çok heyecanlıyım. Lisans hayatı başkadır. Yeni dostlar, yeni mekanlar, yeni heyecanlar ve eğlenceye dolu bir hayattır. Ailenden uzaktasın ve sorumlulukların var. Nasıl olacak öğrenci hayatı ben de bilmiyorum. Meraklıyım.

    

     Almatı şehri İstanbul gibi büyük ve kalabalık bir şehirdir. Geldiğimde başka bir dünyaya gelmiş gibiydim. Hareketli şehir insanları, sokakta para toplamak için gencin gitar çalan sesi, arabaların kornaları beni şaşırtıyordu. İlk başlarda alışamıyordum. Gün boyunca hiçbir şeyle meşgul olmasam da akşamları beynim nerdeyse patlayacak. Şehirde bir oradan bir buraya yaptığım yolculuk beni yoruyordu. Sakin ve havası temiz olan köyümü özlüyordum.

 

    Her neyse, üniversiteye evraklarımı teslim ettim. Üniversitenin yurduna başvurdum. Sonuçları bekliyorum. Uzun zaman geçti. Fakat bana cevap gelmedi. Sonra ne öğrendim sizce? Meğer yurda rüşvet vererek yerleşiliyormuş. Bu işin içinde yeniyim, böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyorum. Tabii ki duyum olarak rüşvetli ve rüşvetsiz iş yaptırmanın zorluklarını biliyordum. Fakat pratikte hiç rüşvetle karşılaşmadım. Ancak Kazakistan’da çoğu işlerin rüşvetle halledebileceğini duyuyordum. Kısaca ülkemde rüşvetin çok yaygın olduğu anlatılıyordu. Çocuk doğurma esnasında iyi bakım almaktan başlayıp hayatın son anına kadar, her işte, her fırsatta rüşvet aktif halde deniliyordu. Fakat ben yaşım gereği bunun farkında değildim. Çünkü bu yaşıma kadar hiç rüşvetle halledilecek bir işim olmamıştı. Lise öğrencisinin de para ile halledilecek bir işi olamazdı.

 

     Hâlbuki insanlar İslam inancına göre yaşasalardı, Allah’ın emrine uyup ve itaat etselerdi, Bakara süresinin 188. ayetini Ve birbirinizin mallarınızı aranızda bâtıl ile (haksızlıkla) yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, bildiğiniz halde günahla yemeniz için, onu hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.” hayatlarında uygulasalardı, kimse kimsenin hakkına girmezdi.

 

      Ne yazık ki bu tür olaylarla karşılaşınca bazen teslim olmaktan başka elinden hiçbir şey gelmiyor. Kural öyle. Yaşam tarzı öyle. Cahillik işte. Bilgisizlik.  Ağlayacağım şimdi. Düşünebiliyor musunuz. Müslüman bir ülkedeyiz. Dinimizden haberimiz yok. Kendimizi mi suçlayalım, devlet yönetimini mi? Bilmiyorum. Üzüntülüyüm, hem de çok!

 

     Annem yurt meselesini duyar duymaz Almatı’ya geldi ve yurt müdürüyle anlaşarak beni yurda yerleştirdi. Şimdi belki düşünüyorsunuzdur: peki Almatı da akraba yok muydu diye. Vardı. Lakin akraba ilişkileri başkaydı bizde. Seni sever, misafir eder, tatlı ve çay ikram eder, güzel sohbet muhabbetler… Ama konumuz uzun süreli kalma veya yerleşmeye gelince yüzler ekşir, suratlar değişir, moraller bozulur vs. Uzaktan iyi davranalım istiyorlar.

 

     Nerden bilsinler akrabanın Arapçada yakın anlamına geldiğini. Fırsat bularak belirtmek istiyorum ki; Akraba kelimesi Arapçada yakın manasına gelmektedir. İslam, akrabalar arasındaki ilişkilerin iyi ve sımsıkı, sıcak ve hoşgörülü olmasına çok önem vermektedir. Akrabalık bağını koparmamak Allah ve Resul'ünün ısrarla emrettiği şeylerdendir. Kur'an-ı Kerim' de Cenâb-ı Allah şöyle buyurur: "Akrabalarına, düşküne ve yolcuya hakkını ver, elindekileri de hepten savurma." (İsrâ, 17/26).

 

    Başka bir Kuran ayetinin mealinde ise "Allah'a kulluk edin, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabalara, yetimlere, düşkünlere, yakın ve uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve size hizmet eden kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez. " (Nisâ, 4/36). Gördüğünüz gibi anne babadan sonra sırada akraba geliyor. Ayetlerin yanında akraba ile ilgili nice hadisler var ki akrabaya iyi muamelede bulunmamızı ister. Ancak insanlar maalesef hem ayetlerdeki akrabalık bağlarını, hem de İslamın hayattaki yaşayan örnekliğini bizlere gösteren Resulullah’ın akrabalarla ilgili tavsiyelerini gereği gibi anlamakta zorlanmaktadırlar.

 

     Yurt hayatı tabii ki akraba evine göre daha rahat. En azından kendini kimseye borçlu hissetmezsin. Ülkemdeki yurtlar Türkiye’deki gibi değil. Nasıl yani? Dur, söyleyeceğim… Şaşıracaksınız. Daha sonra da iyi ki bizim buralarda öyle değil diye şükür edeceksin. Ben de Türkiye’ye geldiğimde farkına vardım. Yoksa Kazakistan’da iken benim için çok normal geliyordu. Şu an için (2016) bilmiyorum belki değişmiş olabilir. Vay bu arada 10 sene geçmiş.

 

     Evet, tam 10 sene arkadaşlar. Üniversiteyi 2006’da başladım. 4 senelik eğitimi 2010 senesinde tamamlayarak  mezun oldum. 16-20 yaş aralığında geçirdiğim lisans maceralarım var. Genç, dinç, aktif hayat, ilginç hikayeler. Daha neler neler… Önce bu yurt işini anlatayım… Sonrası Allah Kerim.

 

     Yurdumuzda erkek ve kızlar beraber kalıyorlardı. Kazkistan’da yurtlar karışıktı. (sadece bizim yurt için değil, ülke geneli olarak söylüyorum). Yani 26 numaralı odada erkekler oturuyorlarsa, kızlar 27 numaralı odada kalıyorlardı. Yan yana. Bu kimseyi rahatsız etmiyordu. Oda arkadaşlarım odaya erkek getirince normal karşılanıyordu.  Çünkü yurtta herkes öyle yapardı. Kızlar da aynı şekilde erkeklerin odasına girmekten çekinmezlerdi. Oturup sohbet ederlerdi.

 

   Şimdi o eski yaşam tarzımı hatırlarsam kötü oluyorum. Ahlak nerde? Edep nerde? Hiç farkında bile değildim. Batı film ve dizileri iyice beynimizi işgal etmiş. Onların gençlik hayatlarını görerek, -ne kadar az bilsen de- kendi dini değerlerine göre algılamıyorsun.  Gençler yada insanlar arasında, beraber olunan ortamlarda, bu tür şeylerin olmasının normal karşılanması, kızların erkeklerle rahat davranmaları, bizim ait olduğumuz din hakkında fazla bilgimizin olmadığını, sıfır olduğunu gösteriyor. Bunları çok açık söylüyorum, detaylara giriyorum, belki yazıyı okuyup aranızda şaşıranlar olacaktır. Haklıdır. Bunları anlatıyorum, çünkü neden biz Türkiye’ye gelerek İslam’ı öğrenmeye çalışıyoruz, onu bilesiniz diye…

 

İslam’ın, ailenizin ve Türkiye’nin kıymetini bilin ve şükür edin kardeşlerim. 

 

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder