ABDULVAHİD SİPAHİOĞLU
HAYALİ RÖPORTAJ
Bir süperin dramıdır İRAN. ABD başta olmak üzere küresel sistemin koruyucuları için en büyük dertlerden biri olmuştur İran. Bugün belki de İsrail’i dizginleyen en önemli unsurlardan biri. Devrimi, idaresi, politikaları tartışılabilir. Ancak İran, küresel sistemin kontrolörlerinin kontrolüne girmemekte gösterdiği inadıyla önemli bir mevkiyi işgal ediyor. Bugün Batının İran’a saldırma konusunda iştahı bir kez daha artmış durumda. Neden bu kadar saldırgan ve tehditkâr ve hatta dişlerini göstere göstere saldırmaktan bahsediyorlar onu sayın stratejistlerimiz yorumlarlar. Ancak biz tarihe bakacağız ve orada bizi bekleyen manidar bir olayı bulacağız. AJAX operasyonu.
Bizim 27 Mayıs darbesinden yaklaşık yedi yıl önce, 1953 Ağustosunda, Şah’la işbirliği yapan ABD ve İngiliz istihbaratçıları Başbakan Dr. Muhammed Musaddık’ın devrilmesi için AJAX operasyonunu düzenlediler. Operasyonun fikir babalarından birisi ve aynı zamanda uygulayıcılarından olan Kermit Roosevelt, Türkçe’ye “Karşı Darbe” olarak çevrilen hatıratında operasyonun günlüğünü aktarıyor bizlere. Musaddık yönetimini Sovyetlere yakınlaşmakla suçlayan ABD için bu darbeyi gerçekleştirmenin meşru zemini çoktan oluşmuştu. İran petrollerindeki sömürge hâkimiyetini yitiren İngiltere ise adeta bir kuyruk acısıyla sabırsızlanıyordu. Ve ne ilginçtir ki demokrasinin ağabeyleri için Şah ülkenin meşru hâkimi oluveriyordu. Ülkedeki dengeleri en iyi kullanmanın hesabını yapan darbeciler, Şah’a iktidarı tamamıyla ele almayı vaad ediyor, halkın ve ordunun teveccühünü ülkenin meşru hâkimine yani Şah’a yönlendirmeye çalışıyorlardı.
Biz bu röportajda operasyonun detaylarına girmeden kim, ne için bu operasyonu düzenledi; operasyondaki soğuk savaş karakteristiklerinden birkaç detayı ve İran için bu kadar epeyce çaba sarf etmiş Kermit Roosevelt’in bir Batılı olarak nasıl bir pencereden olayı değerlendirdiğini sorguladık. Merak edenlerin kitaba müracaat ederek gün be gün akan süreci okumasını tavsiye ediyoruz.
Öncelikle Şuradan başlayalım: bu operasyon Musaddık ve Şah arasındaki bir çekişmeye müdahale etti varsayalım. Siz bu iki lideri nasıl değerlendiriyordunuz?
Başlangıçta amaçları aynıydı. –Kendi petrollerinden adil hak almak için İran’ın kararlılığı- diğer konular üzerinde temelden ayrılıyorlardı. Şah realizm, liderlik ve planlama yönünden gelişkindi. Musaddık ise huysuz, hatalı, yaşlı bir köylü gibiydi; gerçeğin ve sorumluluğun kenarında gibi dolaşıyordu. Ancak tüm sorunları kendi duygusal bakış açısıyla yargılıyordu.
Peki, böyle bir adamı Şah’ın başbakan yapması nasıl mümkün oldu?
1946 ile 1951 arası yedi hükümet düşmüştü; artık etkin bir hareket gerekliydi. Şah Musaddık’a güvensizlik gösterdikçe yaşlı adam halkın daha büyük desteğini kazanıyordu. Halkın desteğine sahip bir başbakan fiili bir zorunluluk haline gelmişti. Musaddık halka pek çok şey vaad etmişti. Aslında Şah’ın da söylediği gibi: “Musaddık’a nasıl karşı olunabilirdi? Herkesi zenginleştirmek, yabancılara karşı savaşmak, haklarımızı güvence altında almak istiyordu. Öğrencilerin, entelektüellerin, toplumun her kademesinden insanın onun bayrağı altına akın etmesine şaşmamak gerekir.”
Biraz daha açacak olursak size göre süreç nasıl gelişti?
Yeni meclis 1950 Şubat’ında toplandı, Başbakan Said halkın, meclisin ve Şah’ın Gss-Goldstein anlaşmasına muhalefetini bildiğinden ciddi bir savunmada bulunmadı. 22 Mart’ta istifa etti. Ali Mansur’un onun yerini alması kararlaştırıldı. Sokaklarda ise alijatörler (kışkırtıcı) hemen millileştirme çağrısında bulunmaktaydılar. Ali Mansur bunu hemen kabule yanaşmadı. Haziran’da görevden düşürüldü ve yerine General Hacı Ali Razmarah geldi. Razmarah mahalli hükümetleri güçlendirme teklifleriyle meclisi geriletmeye çalıştı. Ancak meclis gerilemedi. Kasım ayında hükümetin petrol konusundaki kararlarının onaylanmaması karara bağlandı. Bu sonuç yabancı düşmanlığını kışkırttı ve Razmarah’ın lanetlenmesine sebep oldu. Bundan sonraki dönemde de Musaddık tüm İran petrol endüstrisinin millileştirilmesini istedi.
Musaddık iktidara geldi. Sonrasında ne yapmaya çalıştı ve nasıl bir tablo ortaya çıktı?
Dr. Musaddık da zaten Şah’ı yerinden edip onun yerine kendisi oturmayı planlayarak Sovyetler Birliği ile bir ittifaka girmişti. 71 ile 81 yaşlarında olduğuna dair değişik ileri sürüldüğü bu hırslı ihtiyarın düşüncesi, Rusya ile ittifakın kendi düşüncesi olduğu idi. Oysa pek çok kişiye göre durum farklıydı. Gerçek inisiyatif Ruslardan gelmişti. Pek çok Musaddık destekçisi de bunu fark etmişti. Bu yüzden son aylarda İran komünist Partisi TUDEH Musaddık hükümeti üzerindeki kontrolünü artırmıştı. Bu gerçeğin anlaşılması ve ortaya çıkarabileceği tehlikeler Amerika’yı, İngiltere’yi ve İran’daki pek çok unsuru bir araya getirmişti.
Sizi müdahale etmeye sevk eden süreç sanıyorum buradan başladı. Operasyona karar vermeden önce nasıl bir resim gördünüz?
İngilizlerle İran arasındaki petrol görüşmelerini yeniden başlatmakla görevli Harriman’ın girişimleri ABD başkanı Truman ve Dışişleri Bakanı Acheson’un umduğu gibi sonuçlanmadı. Aksine Allen Dulles ve benim gördüğümüz gibi olaylar amansız bir şekilde Musaddık ve Şah, Musaddık’la arkasındaki SSCB’ye ve Şah’a yakınlık duyan Batılı güçler arasındaki çekişmeye doğru hızla ilerliyordu.
Sanıyorum bu noktadan sonra operasyon teklifi geldi. Teklif kimden geldi ve kim ne ile ilgileniyordu?
AJAX operasyonu hakkında ilk teklif İngiliz-İran petrol şirketi (AIOC) millileştirmeye uğraşan Musaddık’ı, bu işten vazgeçirebilmek için her yolu deneyen ama başarısız kalan İngiliz istihbarat teşkilatından gelmişti. İngilizlerin tek isteği AIOC ile edinilen petrol imtiyazına tekrar kavuşmaktı. Biz ise bu meseleyle pek ilgilenmiyor, Ruslar’ın muhtemel yayılımlarının doğuracağı apaçık tehlikeyi hesaba katıyorduk.
Özetle bu operasyonda kimler yer aldı ve hedef olarak tam neyi belirlediniz?
Operasyona verilen şifre adı AJAX idi. AJAX ortaklaşa bir operasyon olacak, İran şahı, Winston Churchill, Anthony Eden ve öteki İngiliz temsilcileri, Başkan Eisenhower, John Foster Dulles ve CIA, müttefik olarak çalışacaktı. İttifakın hedefi İran Başbakanı Dr. Muhammed Musaddık’ı devirip yerine bir başkasını getirmekti.
Siz bu operasyonun fikir babalarından ve yürütücülerindendiniz. Başarı ve başarısızlık ihtimalini nasıl değerlendiriyordunuz? Zira çok kritik bir karar aşamasında olduğunuzu söylesek mübalağa etmeyiz herhalde.
Beklenen destekler sağlandığı takdirde başarısız olmak için bir neden yoktu. Ama eğer durumu yanlış değerlendirmişsek olabilecekleri düşünmek bile istemiyordum. Sonucun çok, çok kötü olacağı açıktı. İran Rusların eline düşer ve bunun sonucu tüm Ortadoğu’da felaketler yaşanabilirdi. Bu arada şunu da ekleyeyim: Hiç bir şey yapmadığımız takdirde de bizi aynı felaketler bekliyordu.
Operasyonla ilgili ilginç bir detay var. Şah’ın ne düşündüğünü öğrenmek ve onu da bu ittifaka dâhil etmek zorundaydınız. Onunla siz görüştünüz. Şah’ı, sizin ABD ve İngiltere’yi temsil ettiğinize nasıl ikna ettiniz?
İspat etmek zorunda olduğum en önemli nokta ABD Başkanı Eisenhower ve İngiliz Başbakanı Churchill’i temsil ettiğimdi zaten. Başkan Eisenhower bunu Şah’la görüşmemizden yaklaşık dört saat sonra San Francisco’da yapacağı konuşmadaki bir cümle ile doğrulayacaktı. Başkan Churchill ise BBC’nin radyo yayınında yapılacak saat başı anonsunda özel bir değişiklik ayarladı. Spiker ‘şimdi saat on iki’ demek yerine ‘Şimdi saat –duraklayacak- tam on iki’ diyecekti. Ancak Şah beni tanıdığına göre böyle bir delile gerek duymadığını belirtti.
Bu tarz operasyonlarınızda en önemli detaylardan biri yerli işbirlikçiler. AJAX’ta İranlı ajanlarınız vardı. Onları nasıl seçtiniz ve ne görev verdiniz?
Operasyon öncesindeki günlerde kendini kanıtlamış bu iki kişi Boscoee kardeşler diye isimlendirdiğimiz İranlı kişiler. İlerideki günlerde bize müthiş yararları olacağından emindim. Kendilerini her yoldan soruşturmaya tuttuk. Her ne kadar geçmişlerindeki bazı noktaları saklı tutmak istediklerini ifade etseler de öğrenebildiklerimiz bizi tatmin edecek kadar iyiydi. Kendilerini şu anda bahsetmek istemediğim bir eylemde kanıtlamışlardı. Onlardan beklediğimiz, esnafı Şah lehine döndürmeleri. Bunu becereceklerinden emindik. Ve bu da halkı ve orduyu harekete geçirmek için bir işaret olacaktı.
Operasyon nasıl sonuçlandı. Hem siz hem de Şah sonucu nasıl değerlendirdiniz?
Şah muzaffer olmuştu. ABD ve İngiltere başarılı bir destek vermişti. Olayların en sonunda, 1953 yazının sonlarında, Şah samimi bir şekilde bana şunu söylemişti: “Tahtımı Tanrı’ya, halkıma, orduma ve tabii size borçluyum.” Siz’den kastı hem bendim hem de temsil ettiğim iki ülke: ABD ve İngiltere. Hepimiz muzafferdik.
Bu zaferiniz Şah’ın iktidarı yeniden ele almasını sağladı. Ama işler onun çok da düzgün gitmedi. İran’ın geleceği için emek harcamış biri olarak hikâyenizin nasıl devam ettiği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kahramanca yönleri olan bir zaferin hikâyesi trajik bir hikâyeye dönüştü. Örneğin Şah, ekonomik alanda köylülere toprak dağıtılması konusunda oldukça başarılı adımlar atmıştı. Yabancı yatırımcıları gelişme projelerinde ortak olmaya çağırmış, böylece İran halkı için yeni kaynakların ortaya çıkmasına uğraşmıştı. Kuzeyde Sovyetler Birliğine giden petrol ve doğal gaz boru hattı ülkenin o andaki ve gelecekteki büyümesine büyük katkılar yapmıştı. Ama Ortadoğu toplumlarında yaygın bir hastalık olan pastanın bir kesim tarafından yenmesi durumu burada da kendisini göstermişti hemen. Ve Şah bir topluluğun siyasi yönelimlerinin ekonomik büyümeleri takiben canlanacağı ve değişebileceğini anlayamamıştı. Fransız devrimi, köylülerin fazladan bir gelir elde etmelerini takip eden bir dönemde gerçekleşmişti. Şah ise ekonomik büyümeyi takip edecek politik tutkuları hesaba katmamıştı hiç. Böylece ekonomik alanda sağladığı başarılar siyasi bir başarısızlığa yol açmış, trajedinin zeminini hazırlamıştı.