Günahta Israr Etmek

GÜNAHTA ISRAR ETMEK

“Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz Allah sizi helâk eder de yerinize günah işleyip sonra da tevbe edecek bir kavim yaratırdı.” (Müslim) buyuruyor Rasullullah(sav).

Biliyoruz ki melekler gibi yaratılmadık. İnsan isyan eder, taşkınlık yapar. Ama tevbe de eder. İşte bu nokta çok önemlidir. Tevbe, ilâhi rahmetin tecellilerine yol açar. Allah(cc) tevbe suresinin 112. Ayetinde müjdelenenleri sayarken de ilk başta tevbe edenleri zikreder:

“Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü’minleri müjdele.” (Tevbe Suresi, 112)

Peki her tevbe eden için bu müjde geçerli midir?

Asıl tevbe edenler günahlarında bile bile ısrar etmezler

“Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.” (Ali imran 135)

Bu ayetin tefsirinde Elmalılı şöyle der:

“Gerçekte günahları da Gafur (affedici), Rahim olan Allah’tan başka kim bağışlar? Öyle ya, affedenleri, iyilik yapanları seven şanı büyük Allah’tan çok affetmeye ve bağışlamaya gücü yeten kim düşünülebilir? İşte asıl tevbe edenler, herhangi bir günah sonunda derhal Allah’tan utanıp da hemen tevbe ve istiğfar edenler ve yaptıkları günahlarda, bile bile, ısrar etmeyenlerdir.” 

Günahta ısrar etmek iki manada kullanılmaktadır:

1-Günahı tekrarlamak: Israrın kesin manası ‘günahı amelde pişman olmadan tekrarlamak’tır, yani örfçe ‘günaha devam ediyor’ denilmesidir. Günahta ısrar edenin pişman olmayacağı da bellidir.

2-Tövbe ve istiğfar etme azmi olmadan günah işlemek (bir defa bile olsa): Bir rivayette İmam Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: “Günahta ısrar etmek demek insanın günah işleyip istiğfar etmemesi, tövbe etmeye azimli ve kararlı olmaması demektir.”

Bir başka rivayette Resul-ü Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “İstiğfar edenin günahında ısrar yoktur, hatta bir günahı günde yetmiş kere işlese de.”

Bu ve benzeri hadisler, günah işlendikten sonra tövbe ve istiğfar edilmemesine ‘günahta ısrarlı olmak’ dendiğini göstermekteler.

Günahta Israr Etmenin Sonuçları

Günahta ısrar etmek ayet ve rivayetlerde şiddetle kınanmış ve bazı kötü sonuçları şöyle belirtilmiştir:

  1. 1.      Günahta ısrar eden kişiye mağfiret olunmaz ve hidayete erdirilmez

 

“Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme hiç fark etmez! Eğer onlar için yetmiş defa da istiğfar etsen, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz ki onların, Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri sebebiyledir. Allah ise, inkarlarındaki ısrarları yüzünden fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe 80)

 

  1. 2.      Günahta ısrar edenler Allah’ın (cc) “Yazıklar Olsun.” hitabına mazhar olurlar

 

Rasulullah(sav) buyuruyor: “Merhamet ediniz ki merhamet edilesiniz. Bağışlayın ki bağışlanasınız. Sözü dinleyip de, kendisine sözün tesir etmediği kişiye yazıklar olsun. Bile bile günaha ısrar edenlere de yazıklar olsun.” (İmam Ahmet)

 

  1. 3.      Günahta ısrar edenler zalimlerden olurlar

 

Rasulullah(sav) buyuruyor: “Müminin işlediği her günah kalbinde siyah bir nokta meydana getirir. Tevbe edip kötülükten sıyrılarak af dileyince o siyah nokta kalbinden silinir. Eğer günaha günah eklerse siyah noktalar çoğalıp kalbini kaplar.” (Buhari)

 

  1. 4.      Günaha devam edenin kalbi mühürlenir

 

Rasulullah(sav) buyuruyor: “Günaha devam edenin zamanla kalbi mühürlenir, o artık sevap işleyemez olur.” (Bezzar,Müsned/Tevbe)

 

Ayeti kerimede de şöyle buyuruluyor: “Hayır hayır! Doğrusu onların kazandıkları günah­lar kalplerinin üzerine pas bağlamıştır.” (Mutaffifin 14)

 

  1. 5.      Günahlarından tevbe ettiği halde onu işlemeye devam eden kimse Rabbi ile alay etmiş olur

 

Günahlarında ısrar eden bir kişi, Cenab-ı Hakk’ı ve O’nun Peygamberini (asm) hafife almış olur. Ayrıca Kurân’ın hükümlerini yerine getirmeyen veya yaptıklarını ısrarla sürdürenler Cenab-ı Hakk’ın azabını da üzerine çeker. Eğer tevbeye sarılmazsa bu onu daha da büyük uçurumlara sürükler.

Unutmayalım: Hatada Israr, Helaka Sebeptir

Günah işledikten sonra, pişman olunmazsa ve hele günah işlemek tatlı gelirse, günaha ısrar etmek, dadanmak olur. Pişmanlık, tevbenin bir parçasıdır. Küçük günahlar, ısrar edildiği takdirde büyük günaha dönüşürler. Küçük günahı küçük görmek ve küçük günah işlediğini söyleyerek övünmek de, büyük günah olur. Büyük günah işlemeye ısrar etmek de, küfre yani imanın gitmesine sebep olur. Cafer-i Sadık hazretleri;

“Bir hata işlediğiniz zaman istigfar edin, hatada ısrar helak olmaya sebeptir” buyurmuştur.

Bir kimsenin kalbinin kararmış olmasının alameti, günahlardan, üzüntü duymaması, günahta ısrar etmesidir. İşlediği günahlardan dolayı kalbi o kadar kararır ki, artık nasihat tesir etmez, gafletten uyanmaz. Ata-i Horasani (ra) buyurdu ki:

“Büyüklerimizden birisi, hata ve noksanlarını avucunun içine yazar, avucuna bakıp, hata ve noksanlarını görüp hatırlayınca, eli titrerdi.”

Nefs, bir kötülük deposudur. Nefse, günahlardan kaçmak, ibadet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevaptır. İmam-ı Şafii hazretleri buyurdu ki:

“İbret almak istersen, hata sahibi kişilerin akıbetlerine bak da kalbini topla!”

Dolayısıyla küçükte olsa insan her günah işledikten sonra hemen tövbe etmeli ve yeniden günaha dönmeme kararı almalıdır, zira günahta ısrar etmek ve onu tekrar tekrar yapmak kulu Allah’tan uzaklaştırır, kalbini siyahlaştırır. Bu da insanın tövbe etmesini zorlaştırır. Peki,

Günahta Israr Etmekten Nasıl Kurtulabiliriz?

  1. 1.      Günahta ısrar etmekten kurtulmanın yolu kime karşı işlenildiği düşünülmekten geçer

Günahlardan kurtulmanın en önemli yollarından biri, Cenab-ı Hakk’a olan imanımızı kuvvetlendirmektir. Ve O’nun (cc) sürekli bizi gördüğünü ve bildiğini düşünebilmektir. Zira bazı günahları yaparken insanlardan bile çekiniyoruz. Haya ediyoruz. İnsanların görmediği yerleri tercih ediyoruz. Halbuki; asıl utanıp çekineceğimiz Cenab-ı Hakk’tır.

Bilal Bin Sad (ra) bu konuyla ilgili şöyle demiştir; “İşlediğiniz günahın küçüklüğüne bak­mayın. Ancak kime karşı işlediğinize bakın.”

  1. 2.      Günahta ısrar eden kişi Allah’ın (cc) kendisine şah damarından daha yakın olduğunu bilmelidir

“Celalim hakkı için, insanı (biz) yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biliriz! Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf 16)

Şah damarı vücuttaki en hayati damarlardır. Onlara bir zarar geldiğinde ölüm ya da felç riski çok yüksektir. O yüzden bu damarlara “Can damarı” da denmektedir. İşte Ayet-i kerime bize bu misalle şunu izah eder ki; Rabbimiz bize sonsuz derecede yakındır. Kalbimizin en ince ve gizli arzularını bilir.

Nasıl ki; güneş bize nihayet derecede uzaktır. Fakat ışığı ve ısısıyla bizi sarıp sarmalar. İşte Cenab-ı Hak da bizlere güneş misali gibidir. Bizlerden uzak olmakla birlikte her birimize nihayet derecede yakındır. Bize bizden daha yakındır. En ince yalvarışlarımızı, en saklı arzularımızı bilip cevap verir. Onun için Rabbimiz’in her an bizi gördüğünü, bildiğini düşünürsek, günah işlemekte de ısrar etmeyiz.

  1. 3.      Melaikeler de sürekli bizi görüp yaptıklarımızı kaydetmektedirler

“O iki kaydedici (melekler her yaptığınızı) kaydederken (onlar) sağdan ve soldan (her iki tarafınızda) oturmakta olan (melekler)dir. (İnsan) hiçbir söz söylemez ki, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici (melek) bulunmasın!” (Kaf 17,18)

Nasıl ki; kamerayla görüntülendiğini bilen bir kişi hal ve hareketlerine çeki düzen verir. Üstünü başını düzeltir ve konuşmasına dikkat eder. Öylede, sağımızda ve solumuzdaki melaikelerde bizim için birer kamera görevi görmekteler. Zira her yaptığımızı, hatta her söylediğimizi kaydediyorlar. Ta ki; kıyamet gününde biz unutsak da onlar hatırlatsın ve “Ben yapmadım, görmedim, söylemedim.” diyenlere birer şahitçi olsunlar.

İşte melaikelerin varlığı da, bizleri günahlardan uzaklaştırmaya önemli bir vesiledir.

Sonuç Olarak

Şeytan, biz pişman oldukça Allah’ın bizi affedeceğini bilmektedir. Bu sebeple bizi usandırmak veya ümitsizliğe düşürmek ister. Kalbimize şüphe ve tereddüt vererek, sürekli günahlara geri döndüğümüzü, tevbelerimizin kabul edilmeyeceğini fısıldar. Bu oyuna gelmemeliyiz. O ısrar ettikçe biz de ısrar etmeli ve tekrar tekrar tevbe etmeliyiz. 

Günah arzusundan kurtulmak zordur. Bu da şeytanın önemli kozlarındandır. Bize günaha karşı koyamayacağımız hissi vererek, arzularımızı gözümüzde büyütür. Pes etmemizi ister. Oysa Yüce Rabbimiz hiçbir kuluna kaldırmayacağı yük yüklemez. Emir ve tavsiyelerine uymaya çalışan kullarına da kolaylık sağlar. Ebu Muhammed Sehl rh.a., bu konuda şöyle demiştir:

“İnsanda arzu ve isteklerin bulunması fıtratın bir gereğidir. Günaha karşı arzu oluştuğunda insanın yapması gereken; kalbiyle halini Mevlâ’ya arz etmek, gelen düşünceyi kötü görmek ve nefsini de devamlı kötü görmeye zorlamaktır.” 

KAYNAKÇA