casino maxi

Bu Millet Ne Yapsın?

Düşünce Şub 06, 2016 0 Yorum

Kelimelerin gücü, hacimlerinden daha büyüktür. Hele öyleleri var ki; etkileri harf sayılarıyla asla kıyaslanamaz. Duyulduklarında insanlar dikkat kesilir. Ve ardından bir dizi eylem kendiliğinden gelir. Mesela bir şeyler arayan bir grup insanın içerisinden biri “buldum” deyiverince tüm gözler oraya odaklanır. Ayaklar o yöne gider. Kalpler bulunan şeyin mahiyetine göre sevinç, korku, merakla çarpar. Veyahut kalabalık bir yerde birisi “bomba” diye bağırıverse, onlarca yüzlerce insan bir anda harekete geçer. Koşturmaya, kaçışmaya başlar veya bir yerlere saklanmaya çalışır. Yardım çağıran bir ses… Uzaklardan gelen bir çığlık… Ve bazen bir iki kelimelik müjdeler..

Kuran ve Sünnet kelimelerinin de müslümanlar için böyle bir gücü var. Beş altı harflik bir diziden ziyade hayatımıza yön vermenin, hareketlerimize istikamet kazandırmanın anahtarları adeta bunlar. Eğer bir ayet mevzu bahisse, Peygamber as.ın bu ayeti nasıl uyguladığı bize anlatılıyorsa artık müslümana düşen bu işaretler ışığında hareket etmektir. Çünkü Allah ve Resulü konuşuyordur. Bu konuşma öyle alelade sıradan bir konuşma değildir. İnsanı yoktan var eden, sahip olduğu herşeyin kaynağı olan Allah ve onun elçisi Peygamber as… Bu çağrı, “emirlerinize hazırım” moduna geçirecek bir çağrıdır. Birbirini tanısın veya tanımasın binlerce insanı aynı hedefe kilitleyebilecek, aynı istikamete yönlendirebilecek muazzam bir çağrı. Muhteşem bir güç…

Hal böyle olunca herkes bu kelimeleri kullanmak istiyor. Çünkü bunları konuşan, kelimenin kendi ağırlığından kaynaklanan bir itibar kazanıyor. Bugün baktığınızda cemaatler, vakıflar, dernekler, tarikatler aklınıza ne gelirse gelsin, bu yapıların hepsi yollarının Kuran’ın ve Sünnetin yolu olduğunu söylemekteler. İnsanları sadece Kuran’a ve sünnete çağırdıklarını belirtmekteler. Katı gelenekçi muhafazakar kesimden, bu çerçevenin dışına çıkıp yeni birşeyler söylemeye çalışanlara kadar… Karşısındakini İngiliz ajanlığıyla itham etmekten kaçınmayan bu farklı ağızlardan aynı kelimeleri duymak, aynı hassasiyetlerin taşındığı beyanını işitmek kimin kafasını karıştırmaz ki? Mesaj almaya açık, “acaba ne diyor bu adamlar” diye düşünen insanlar baktığında ne görüyor biliyor musunuz? Birbirlerine laf atan sakallı-sakalsız, cübbeli- cübbesiz hocalar, herkes Kuran ve Sünnet diyor. Bu adam, arkadaşlarının hangisiyle konuşsa kendi bulundukları yapıların tek derdinin ve kaynaklarının Kuran ve sünnet olduğunu duyuyor. Kuran ve sünnet demenin hiçbir şeyi değiştirmediğini, herkesin Kuran ve sünnet diyerek söze başladığını sonrasında ise yine Kuran ve sünnet diyerek tamamen zıt kutuplara savrulduklarını görüyor. Ve diyor ki, “Kuran ve sünnet demekle olmuyor bu işler. Sen geç bunları… Herkes Kuran ve sünnet diyor. Sen başka birşey söyle…” Evet, kuran ve sünnetin duyanlar nezdinde bir ağırlığı kalmıyor. İnsanları harekete geçirme ve kendisine icabet edilme ağırlığı yavaş yavaş kayboluyor.

İşin içine kendilerinin kalplerinin çok temiz olduğunu beyan eden, rahat bir dini hayat yaşayabilmeyi benimsedikleri katı laikçi anlayışa borçlu hisseden, ne olduğu, kim olduğu belirsiz, tam bir kimlik karmaşası vakaları da katarsak dinden, Kuran’dan, sünnetten prim yapmaya çalışan bir sürü adamla karşı karşıya kalıyoruz. Bu son kesim öyle bir zihin karmaşası içerisinde ki dine, yaratıcıya inanmadığını açıkça ilan eden adamlar hakkında dahi “aslında o da çok iyi bir müslümandı ama biz anlayamıyoruz” diye konuşuyorlar. Adam inanmama hakkını kullanmış, ona bu hakkı bile tanımıyorlar.

Şimdi bizleri dinleyen, bir şeyler alma derdinde olan hiç olmadı merak eden insanları düşünelim. Bu meselelere girdiğinde bakacak, bir sürü farklı yapı… Hepsi de kuran ve sünnet diyor. Nasıl ve kimle yürüyecek? “Tamam, ben de artık bu yolda olacağım ama kimin yanında? Neye göre seçeceğim? Hepsi Kuran diyor, Sünnet diyor. Nerde olayım? Bu işte bir iş mi var acaba… Yoksa tek mi takılayım?” demez mi? Bunu demeye hakkı yok mu?

Yazıyoruz, çiziyoruz, konuşuyoruz, sohbet yapıyoruz. Şimdi siz söyleyin bu kadar çok Kuran ve sünnet diyenin içinde bu millet ne yapsın?

Yusuf Talha Avcı

Süleyman Demirel Üniversitesi

Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış...

Bir Yorum Ekle

Gönder