Bu Bir Özeleştiridir!

ZEYNEP AKSU

BU BİR ÖZELEŞTİRİDİR! -1

Çok flu bir dönemdeyiz. Karmaşık zihinlerimiz, çözemediğimiz problemlerimiz var. Belirsizlikler karşısında kararsız olduğumuz kadar tutarsız ve itidalsiz de olabiliyoruz. Her ne kadar “Müslüman için fluluk olmasa gerek”se de kendi yarattığımız bulanık deryada yüzüyoruz çoğu zaman. Oysa net olmamıza engel bir durum yok görünürde. Zira haramlar belli, helaller belli. Ve ikisi arasındaki şüpheliler karşısındaki tavrımız da… Evet, aslında gayet basit. Haramlardan kaçınıp helal dairede keyfimizi kifayet ettirip şüpheliye de yaklaşmadığımız zaman her şey tamam olacak.

 Ama nedense realitede durum öyle değil! Hattabilakis mesele tam olarak burada başlıyor. Çünkü biz modern sonrası zamanların gençleri; düşünen, sorgulayıp, yargılayan entelektüel gençleriz!

Yapmadığımız şeyi emredecek cürete sahip olmak bir yana,  sınanmadığımız günahların masumu olmakla övünüp, diğerlerini çok da iyi eleştirebiliyoruz. Eleştirerek oyalanmaya devam ediyoruz ve bundan büyük haz alıyoruz. Şeytanın oyalamayı sevdiğini unutuyoruz. Ve  omel’unun teferruatla bizi böylesi  iştigaliyle asıllardan uzaklaşıyoruz. Pratize edemediğimiz emirleri sahabe teslimiyetiyle yerine getiremezken  “kapitalist” sahabelerin adaletini sorguluyoruz. İslamcılığın çok popüler ve “in” olduğu bir dönemde okuyup araştıran, taklitçilikten uzak “dindar”lığımızla gurur duyuyoruz! Sonra yaptığımız işlerin, amellerin, okumaların bereketini-bereketsizliğini sorguluyor ve tıkanıyoruz.

İşte tam olarak bu noktada, ‘faydasız ilimden Rabb’ine sığınan’ peygamberin ümmeti olmamız, çözümsüz kalmamızın sebebini ve çözümümüzün nerede olduğunu hatırlatmalı bize. Hatırlayabilmemiz için peygamberî bir teslimiyete kavuşmamız gerek evvelce. Mevzû bir hadisin kim tarafından uydurulduğunu tartışmak yerine, O’nun sünnetini layıkıyla anlamak, kılavuz ve metot edinmek.

Boynumuzdaki canonla en güzel ânı yakalamaya ayırdığımız vakit kadar Kur’an’ı okuyup, anlayıp, hayata geçirmeye ayırmak…

Bizden olmayanla ne kadar çok ‘ortak nokta’ da ve ortak ‘izm’ de buluşup omuz omuza haykırabiliyorsak, bizden olanla da ihtilafları en aza indirgemek. Başkalarına karşı elzem gördüğümüz hoşgörü ve tahammülü kendi kardeşimize de göstermek, gösterebilmek…

Ümmetin sorunlarına, dünyadaki tüm zulme ve adaletsizliğe miting meydanlarında “Hayır!” dediğimiz kadar teheccüt secdelerinde de “Amin!” demek…

Gençliğin yüksek potansiyeli ile tenkit ettiğimiz büyüklerin yine tenkit ettiğimiz ‘koca karı’ imanlarının teslimiyet boyutunu birleştirebilmek umuduyla.